Berlin’de bir ev partisine götürdüm geçen ay annemin yaptığı sarma ve mantıyı. Almanlar önce burun kıvırdı, tadınca tabaklar silindi, tarifler istendi. Paris’te bir kebapçıda “döner bizim milli yemeğimiz” diye böbürlenen Türk gördüm, ama içerde dürümlere ucuz et koyuyorlardı. Dışarıda Türk mutfağını sadece döner ve lahmacunla tanıtan çok mekan var; ama işin hakkını veren, mezeleriyle, tatlısıyla tam sofra kuran gerçek Anadolu restoranları az. Biraz da bizde problem: Tariflerimizi paylaşmaya, anlatmaya üşeniyoruz ya da “bizim damak zevkimiz başkadır” diye küçümsüyoruz. Oysa İtalyan mutfağı nasıl pizza ve makarna dışında risotto, tiramisu gibi ürünleri de pazarlıyorsa bizim de zeytinyağlı fasulyemizden baklavamıza, yoğurdumuzdan kuzu tandırımıza kadar geniş bir yelpazemiz var. Yeter ki kaliteyi bozmayalım, “orijinal” diye kalıp gibi döner dürüm satmakla övünmeyelim. Dışarıda Türk mutfağını temsil edenlerin vizyonu ve emeği arttıkça dünya bu zenginliği daha çok tadacak.
30