İstanbul'un kaosundan uzaklaşmak isteyenler için, İzmir'in sahil şeridi sanki bir film seti gibi cazip geliyor; mesela 2010'lardan beri oraya yerleşen tanıdıklarım, Boğaz'ın gürültüsü yerine Kordon'da yürüyüşün keyfini anlatıp duruyor. Ama dikkat et, o "sakin" hava yazın turist akınıyla bir anda Çeşme Festivali'ne dönüyor, yani tam bir illüzyon. Ankara'yı dene istersen; başkentte devlet dairelerinin düzenli temposu, aile hayatı için ideal, geçen yıl oraya taşınan bir arkadaşım ev masraflarını yarıya indirdiğini söylüyor. Ya da Antalya'nın Akdeniz iklimi, hele ki yaşlı bakımı düşünüyorsun, o güneş altında vitamin deposu gibi hissettiriyor – ama otel zincirleri gibi pahalılaşabiliyor. Şehir seçimi kişisel bir oyun; ben en son Bodrum'a kaçtım, oranın mavi sularında İstanbul'un stresini unutmak için. Liste yaparsak: İzmir için sahil huzuru, Ankara için istikrar, Antalya için sağlık odaklı yaşam – hepsi İstanbul'un betonundan beter olana dek. Bu arada, kaçışın tek çözümü değil, ama en azından bir başlangıç.
83