Türkiye'nin en çok konuşulan siyasi figürlerinden biri olan Ekrem İmamoğlu, hem kazandığı zaferlerle hem de yaşadığı hukuki süreçlerle gündemin merkezinden hiç düşmedi.
9 Haziran 1970'te Trabzon'un Çarşıbaşı ilçesinde dünyaya gelen İmamoğlu, siyasete atılmadan önce iş dünyasında önemli bir yol kat etti. Aile şirketinin başına geçerek inşaat sektöründe deneyim kazanan İmamoğlu, siyaseti profesyonel kariyerine sonradan ekledi; ancak bu geç başlangıç, onun için bir dezavantaj olmaktan çok özgün bir profil oluşturdu.
Siyasi kariyerinin ilk durağı Beylikdüzü'ydü. 2014 yılında bu ilçenin belediye başkanlığını kazanan İmamoğlu, görev süresinde ilçeyi dönüştürerek kendisini ulusal ölçekte tanıttı. Beylikdüzü'ndeki başarısı, onu 2019'da çok daha büyük bir sahneye taşıdı: İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı.
Türkiye siyasi tarihine kazınan o seçim gecesi, İmamoğlu'nu gerçek anlamda tarihin içine çekti. 31 Mart 2019'da yaklaşık 13.000 oy farkıyla kazandığı seçim, Yüksek Seçim Kurulu'nun kararıyla iptal edildi. Pek çok siyasetçinin bu baskı karşısında geri adım attığı bir ortamda İmamoğlu, "Her şey çok güzel olacak" sloganıyla direnişini sürdürdü. 23 Haziran 2019'daki yenileme seçiminde bu kez yaklaşık 800.000 oy farkıyla galip gelerek muhalefet cephesinin sembol ismi hâline geldi. Bu fark, Türkiye siyasetinde nadir görülen bir meşruiyet vurgusuydu.
İmamoğlu'nun siyasi tarzı, geleneksel muhalefet söyleminden belirgin biçimde ayrışıyor. Keskin kutuplaştırıcı bir dil yerine kucaklayıcı, herkese hitap etmeye çalışan bir üslup benimsedi. Özellikle AKP seçmenlerine dahi kapıyı kapatmayan bu yaklaşım, onu hem destekçileri hem de eleştirmenleri açısından tartışmalı ama ilgi çekici bir figür yapıyor.
Belediye başkanlığı döneminde İstanbul'da su fiyatlarını düşürmesi, sosyal yardımları artırması ve büyük kentsel projelere imza atması, popülaritesini somut hizmetlerle pekiştirdi. Ancak bu süreç, hukuki baskılardan bağımsız ilerlемedi. Seçim kampanyası sırasında bir konuşmasında kullandığı ifadeler gerekçesiyle yargılanan İmamoğlu, 2022'de "görevi kötüye kullanma" ve "hakaret" suçlamalarıyla mahkûm edilerek siyasi yasak kararıyla yüz yüze geldi.
2025 yılında ise süreç yeni bir boyut kazandı. Tutuklanması, yurt genelinde ve uluslararası arenada büyük yankı uyandırdı; pek çok şehirde protestolar düzenlendi. İmamoğlu bu süreçte de siyasi kimliğinin ayrılmaz parçası olan kararlı duruşunu korumaya devam etti.
Ekrem İmamoğlu, Türkiye'de uzun yıllar boyunca muhalefet açısından kısır döngüye dönüşen "kaybetme alışkanlığını" kıran nadir isimlerden biri olarak siyasi literatüre geçti. Onun hikâyesi, yalnızca bir belediye başkanının değil; kazanmanın da mümkün olduğunu göstermeye çalışan bir siyasi anın hikâyesi.
9 Haziran 1970'te Trabzon'un Çarşıbaşı ilçesinde dünyaya gelen İmamoğlu, siyasete atılmadan önce iş dünyasında önemli bir yol kat etti. Aile şirketinin başına geçerek inşaat sektöründe deneyim kazanan İmamoğlu, siyaseti profesyonel kariyerine sonradan ekledi; ancak bu geç başlangıç, onun için bir dezavantaj olmaktan çok özgün bir profil oluşturdu.
Siyasi kariyerinin ilk durağı Beylikdüzü'ydü. 2014 yılında bu ilçenin belediye başkanlığını kazanan İmamoğlu, görev süresinde ilçeyi dönüştürerek kendisini ulusal ölçekte tanıttı. Beylikdüzü'ndeki başarısı, onu 2019'da çok daha büyük bir sahneye taşıdı: İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı.
Türkiye siyasi tarihine kazınan o seçim gecesi, İmamoğlu'nu gerçek anlamda tarihin içine çekti. 31 Mart 2019'da yaklaşık 13.000 oy farkıyla kazandığı seçim, Yüksek Seçim Kurulu'nun kararıyla iptal edildi. Pek çok siyasetçinin bu baskı karşısında geri adım attığı bir ortamda İmamoğlu, "Her şey çok güzel olacak" sloganıyla direnişini sürdürdü. 23 Haziran 2019'daki yenileme seçiminde bu kez yaklaşık 800.000 oy farkıyla galip gelerek muhalefet cephesinin sembol ismi hâline geldi. Bu fark, Türkiye siyasetinde nadir görülen bir meşruiyet vurgusuydu.
İmamoğlu'nun siyasi tarzı, geleneksel muhalefet söyleminden belirgin biçimde ayrışıyor. Keskin kutuplaştırıcı bir dil yerine kucaklayıcı, herkese hitap etmeye çalışan bir üslup benimsedi. Özellikle AKP seçmenlerine dahi kapıyı kapatmayan bu yaklaşım, onu hem destekçileri hem de eleştirmenleri açısından tartışmalı ama ilgi çekici bir figür yapıyor.
Belediye başkanlığı döneminde İstanbul'da su fiyatlarını düşürmesi, sosyal yardımları artırması ve büyük kentsel projelere imza atması, popülaritesini somut hizmetlerle pekiştirdi. Ancak bu süreç, hukuki baskılardan bağımsız ilerlемedi. Seçim kampanyası sırasında bir konuşmasında kullandığı ifadeler gerekçesiyle yargılanan İmamoğlu, 2022'de "görevi kötüye kullanma" ve "hakaret" suçlamalarıyla mahkûm edilerek siyasi yasak kararıyla yüz yüze geldi.
2025 yılında ise süreç yeni bir boyut kazandı. Tutuklanması, yurt genelinde ve uluslararası arenada büyük yankı uyandırdı; pek çok şehirde protestolar düzenlendi. İmamoğlu bu süreçte de siyasi kimliğinin ayrılmaz parçası olan kararlı duruşunu korumaya devam etti.
Ekrem İmamoğlu, Türkiye'de uzun yıllar boyunca muhalefet açısından kısır döngüye dönüşen "kaybetme alışkanlığını" kıran nadir isimlerden biri olarak siyasi literatüre geçti. Onun hikâyesi, yalnızca bir belediye başkanının değil; kazanmanın da mümkün olduğunu göstermeye çalışan bir siyasi anın hikâyesi.
00