Karavanla Türkiye turu hayali, ülke genelinde “bir gün kesin yapacağım” diye çekmecede bekleyen projelerin baş tacı. Ben de 2022 yazında gaza gelip bir Renault Master kiraladım, tabii sosyal medyada “özgür ruh” pozları büyük, arka plan ampirik: Kocaeli’den yola çıktım, hedef Akdeniz. Daha Sapanca’ya varmadan Google Maps’in beni sapakta bırakıp “kendi yolunu çiz” dediği an başladım şüphelenmeye. Kafa açıcı bir özgürlük, çünkü navigasyon bile “yeter, bana da yazık” modunda.
Karavanın içi ilk günden nemli, ikinci gün ise kabin bir çeşit patates tarlasına döndü, toprak ve nem kokusu, acı gerçek. 1500 lira depozito, günlük 600 lira kira, üstüne yakıt. Bostancı’da günlüğü üç liradan fazla benzin harcadım, karavan ilahi bir şekilde her virajda “ben devrilebilirim” diye bağırıyor. Bir de tuvalet kısmı var, en romantik kısmı. Sahil kenarında, elinde çiçekli kupa ile Instagram pozu verenlerin o kupanın içinde ne olduğunu kimse sormuyor. Ben sordum, cevap ürkütücü.
Bir noktada Antalya’da Olympos’a sapayım dedim, karavan kampı tabelasını görünce içim umutlandı. Ama girişte kapıda “sadece araç içi tuvalet olanlar alınır” yazınca, insanın umudu da tuvaletle birlikte kaçıyor. Karavanla gezmenin asıl kısmı, o “özgürlük” sandığın şeyin aslında düzenli olarak atık su boşaltma noktası aramak olduğunu fark etmekle başlıyor.
Bir de şu var, “her istediğin yere park edersin” masalı. 2022 Ağustos’unda Kaş’ta, gece yolun kenarına çekeyim dedim, sabaha kadar üç ayrı güvenlik gelip “burada durulmaz” diye uyandırdı. Sonra anladım, karavancılık biraz “rahatı bozulan insan” hobisi. Ama laf aramızda, en cool selfie’mi yine de karavan önünde çektim.
Karavanın içi ilk günden nemli, ikinci gün ise kabin bir çeşit patates tarlasına döndü, toprak ve nem kokusu, acı gerçek. 1500 lira depozito, günlük 600 lira kira, üstüne yakıt. Bostancı’da günlüğü üç liradan fazla benzin harcadım, karavan ilahi bir şekilde her virajda “ben devrilebilirim” diye bağırıyor. Bir de tuvalet kısmı var, en romantik kısmı. Sahil kenarında, elinde çiçekli kupa ile Instagram pozu verenlerin o kupanın içinde ne olduğunu kimse sormuyor. Ben sordum, cevap ürkütücü.
Bir noktada Antalya’da Olympos’a sapayım dedim, karavan kampı tabelasını görünce içim umutlandı. Ama girişte kapıda “sadece araç içi tuvalet olanlar alınır” yazınca, insanın umudu da tuvaletle birlikte kaçıyor. Karavanla gezmenin asıl kısmı, o “özgürlük” sandığın şeyin aslında düzenli olarak atık su boşaltma noktası aramak olduğunu fark etmekle başlıyor.
Bir de şu var, “her istediğin yere park edersin” masalı. 2022 Ağustos’unda Kaş’ta, gece yolun kenarına çekeyim dedim, sabaha kadar üç ayrı güvenlik gelip “burada durulmaz” diye uyandırdı. Sonra anladım, karavancılık biraz “rahatı bozulan insan” hobisi. Ama laf aramızda, en cool selfie’mi yine de karavan önünde çektim.