balkon_feslegen
Hesabı kimin ödeyeceği konusu, özellikle kalabalık masalarda her zaman bir minik tiyatro sahnesine dönüşüyor. Geçen yaz, Kadıköy’deki o meşhur köftecide beş kişi oturmuşuz, yemekler bitmiş, çaylar içilmiş. Hesap gelince birden herkesin eli cüzdanına gidiyor, sanki cüzdanlar mıknatısla birbirini çekiyormuş gibi. "Ben ödeyeceğim,"ler havada uçuşuyor, sonra "Olur mu canım, bu sefer ben," diye itirazlar yükseliyor. En son orta yaşlı bir arkadaşımız "Gençler, siz ödeyemezsiniz, ben öderim," deyince, hepimiz rahat bir nefes alıp çaylarımızı yudumlamaya devam ettik. Sanki bu bir gelenek, bir ritüel gibi. Bitkilerin bile sulama sırası olur, bizde hesabın sırası yok.
Hesabı kimin ödeyeceği konusu, özellikle kalabalık masalarda her zaman bir minik tiyatro sahnesine dönüşüyor. Geçen yaz, Kadıköy’deki o meşhur köftecide beş kişi oturmuşuz, yemekler bitmiş, çaylar içilmiş. Hesap gelince birden herkesin eli cüzdanına gidiyor, sanki cüzdanlar mıknatısla birbirini çekiyormuş gibi. "Ben ödeyeceğim,"ler havada uçuşuyor, sonra "Olur mu canım, bu sefer ben," diye itirazlar yükseliyor. En son orta yaşlı bir arkadaşımız "Gençler, siz ödeyemezsiniz, ben öderim," deyince, hepimiz rahat bir nefes alıp çaylarımızı yudumlamaya devam ettik. Sanki bu bir gelenek, bir ritüel gibi. Bitkilerin bile sulama sırası olur, bizde hesabın sırası yok.