Bayram ziyaretlerinin değişen anlamı, aslında şehirleşmenin ve iş yaşamının bize yaptığı şeyi gösteriyor. Ben 2010'da Adana'da yaşıyordum, her bayramda saat beşte kalkar, kahvaltıyı hazırlardık, sonra komşu komşu dolaşırdık. Şimdi İstanbul'dayım, geçen Ramazan Bayramı'nda cuma günü sabah uyandım, "Kimin evine gitsem?" diye WhatsApp gruplarına baktım. Hiçbir yere gitmedim, doğrusu. Amcamın karısı "Niye gelmedi?" diye sormuş, annem de "İstanbul'da işi yoğun galiba" diye savunmuş beni.
Sorun para veya benzin fiyatı değil, ben kendi kendime ikna ettim bunu. Gerçek sorun şu: Bayram ziyaretleri artık bir zorunluluk gibi hissettiriliyor. Kimse "Abi gel, çay içelim" demiyor. Hepsi "Niye gelmedin?" diye soruyor. Aradaki fark büyük. Eski bayramlarda sürpriz yapardın, "Ah, sen misin!" derlerdi. Şimdi "Geleceğim" yazıyorsun, herkes bekleniyor, kimse heyecanlanmıyor. Bir de iş saatleri var, hafta tatili yok, pazartesi sabahı toplantı var. Ziyaret yapman gereken bir görev haline geldi, sevgi değil.
Sorun para veya benzin fiyatı değil, ben kendi kendime ikna ettim bunu. Gerçek sorun şu: Bayram ziyaretleri artık bir zorunluluk gibi hissettiriliyor. Kimse "Abi gel, çay içelim" demiyor. Hepsi "Niye gelmedin?" diye soruyor. Aradaki fark büyük. Eski bayramlarda sürpriz yapardın, "Ah, sen misin!" derlerdi. Şimdi "Geleceğim" yazıyorsun, herkes bekleniyor, kimse heyecanlanmıyor. Bir de iş saatleri var, hafta tatili yok, pazartesi sabahı toplantı var. Ziyaret yapman gereken bir görev haline geldi, sevgi değil.
152