Karavanla Türkiye turu hayali kurmak çok popüler ama işin pratiğinde hayat Instagram'daki gibi parıltılı değil. 2022 Ağustos’unda, bir arkadaşımın Kuşadası’ndan bulduğu Renault Master’ı haftalık 6 bin liraya kiraladık. “Deniz kenarında sabah uyanıp kahve içeceğiz” diye yola çıktık, içimde minik bir gurbetçi heyecanı. Daha bandırma feribotunda tuvaletin su deposu boşaldı. Marketten 5 litrelik su bidonu alıp tuvalet tankına boca etmek zorunda kaldığımda romantizm ilk gün çakıldı.
Karavan deyince herkes “istediğin yerde uyursun, özgürsün” zannediyor ama işin aslı, Türkiye’de istediğin her yere park edip kalamıyorsun. Marmaris'te bir gece bir koyda uyumak istedik, sabaha karşı zabıta geldi, “Burada kamp yasak, cezası var” dedi. Koyun ortasında pijamayla dışarı çıkıp özür diledim, oradan başka bir kamp alanına geçtik, giriş ücreti 250 lira. Şehir dışında bir yere gitsen bu sefer internet yok, telefon çekmiyor, çöp atacak çöp bidonu bulmak bile mesele.
Yol üstünde market bulmak kolay, ama karavanın küçük buzdolabı maksimum 2 gün götürüyor. Benim deneyimde, Datça’da deniz kenarında sabah yumurta pişirdik, öğlen buzdolabı prizden çıktı diye peynirin suyu aktı, her şey kokmaya başladı. Bence yanına fazladan buz kaseti almak şart, yoksa iki günde bir markete mahkumsun. Benzin konusuna hiç girmiyorum, 2022’de dizel litre fiyatı 27 liraydı, 100 km’de yaklaşık 12 litre yaktı, bir haftada sadece yakıta 1200 lira bırakmışız.