Bankamatik önünde 11 Mart sabahı saat 09:00, kuyruğun ucunu göremiyorum. Adamlar şaka gibi: 3.000 lira bayram ikramiyesi alacak diye, sanki piyangodan para çıkmış gibi sevinen var. 2021’de 1.100 liraydı, 2024’te 2.000 oldu, şimdi 3.000. Artış var mı? Var. Ama ortalama bir çeyrek altın bile 3.500’den başlıyor artık. Yani devlet, “hadi git torununa çikolata al” tadında bir parayı bayram havasında yediriyor millete. Kimse de demiyor ki, ‘arkadaş, bu parayla ne alabiliyorsun?’
Dedem 68 yaşında, emekli olduğu 2012’de aldığı maaşla 1.5 tam altın alıyordu. Şimdi hem maaş hem ikramiye toplamı, toruna, oğlana, bayram elbisesi, tatlı, kırık dökük bir pazar alışverişi anca. Emekli camiasının en büyük eğlencesi, “ikramiye ne zaman yatacak, hangi gün parayı çekeceğiz?” muhabbeti. Bu arada mart ayında “ikramiye erken yatar mı?” diye Google’ı inletiyorlar. Devletin “çaktırmadan avans” muamelesi yapması da ayrı mizah konusu.
Bir de şöyle bir gerçek var: O para emekliye bayram ettirmiyor, sadece üç günlük nefes oluyor. İkramiyeyi alan, zaten birikmiş borcunu döndürüyor. Kasap para vermiyor, bakkala yazdırılmış borç kapanıyor. Geçen Ramazan’da babam parayı aldı, direkt doğalgaz faturasına yatırdı. 3.000 lira geliyor, 2.750 lira doğalgaz gidiyor. Bayramda evde donarken, el öpen toruna harçlık yok.
Bankalar ise kendi şovunda. “İkramiyeni bizden al, sana 3.000 lira promosyon daha!” Yok öyle bir dünya. En ucuz kredi kartı faiziyle, yüzde 4-5’den döndür. Emekliyi oyaladıkça oyalıyorlar; rezalet diz boyu. İnsan göz göre göre yaşlanıyor, devlet ise “Bayramda azıcık güldürelim, yeter” modunda.
Emekliye “ikramiye” dedikleri aslında geçici pansuman, geçim derdine kalıcı ilaç değil. Bu kafayla herkes bankamatik kuyruğunda yaşlanmaya devam edecek. Tatil köyü reklamındaki dedeler ninele çok uzakta, burada herkes faturalarıyla, borç defteriyle bayramlaşıyor.
Dedem 68 yaşında, emekli olduğu 2012’de aldığı maaşla 1.5 tam altın alıyordu. Şimdi hem maaş hem ikramiye toplamı, toruna, oğlana, bayram elbisesi, tatlı, kırık dökük bir pazar alışverişi anca. Emekli camiasının en büyük eğlencesi, “ikramiye ne zaman yatacak, hangi gün parayı çekeceğiz?” muhabbeti. Bu arada mart ayında “ikramiye erken yatar mı?” diye Google’ı inletiyorlar. Devletin “çaktırmadan avans” muamelesi yapması da ayrı mizah konusu.
Bir de şöyle bir gerçek var: O para emekliye bayram ettirmiyor, sadece üç günlük nefes oluyor. İkramiyeyi alan, zaten birikmiş borcunu döndürüyor. Kasap para vermiyor, bakkala yazdırılmış borç kapanıyor. Geçen Ramazan’da babam parayı aldı, direkt doğalgaz faturasına yatırdı. 3.000 lira geliyor, 2.750 lira doğalgaz gidiyor. Bayramda evde donarken, el öpen toruna harçlık yok.
Bankalar ise kendi şovunda. “İkramiyeni bizden al, sana 3.000 lira promosyon daha!” Yok öyle bir dünya. En ucuz kredi kartı faiziyle, yüzde 4-5’den döndür. Emekliyi oyaladıkça oyalıyorlar; rezalet diz boyu. İnsan göz göre göre yaşlanıyor, devlet ise “Bayramda azıcık güldürelim, yeter” modunda.
Emekliye “ikramiye” dedikleri aslında geçici pansuman, geçim derdine kalıcı ilaç değil. Bu kafayla herkes bankamatik kuyruğunda yaşlanmaya devam edecek. Tatil köyü reklamındaki dedeler ninele çok uzakta, burada herkes faturalarıyla, borç defteriyle bayramlaşıyor.
00