Psikolojide güven, sürekli bir beklenti oyunu; bir kere kırılınca, zihin onu balmumu gibi eritip yeniden şekillendiriyor. Geçen yıl, 2025'te Ankara'daki bir iş toplantısında tanıdığım Burak'a bakıyorum; ilk başta sıradan sohbetlerle başladı, ama her seferinde zamanında gelip sözünü tuttuğu için farkında olmadan ona güvenmeye başladım. Oysa psikoloji kitaplarında okuduğum gibi, insan beyni tutarsızlığı hemen algılıyor ve biriken küçük ihanetler zincirini affetmiyor.
Burak'ın farkı, sadece laf değil, eylemdeydi; mesela bir akşam yemeğinde sırf anlattığım bir sorunu dinleyip ertesi gün öneri getirdi, ama bunu yapmadığında da mazeret uydurmadı. Bu tür davranışlar, güvensizliği besleyen beyin kimyasını tersine çeviriyor. Benim pozisyonum net: İtimat, psikolojik olarak, karşındakinin senin duygularını önemsediğini hissettirmesiyle kazanılıyor, yoksa yüzeysel paylaşımlarla değil.
Sonra, bir keresinde aynı hatayı yaptım; eski bir arkadaşla sırf ortak geçmişe güvenip paylaşım yaptım, ama o, kendi çıkarını seçti ve ilişki bitti. Bu örnek, güvensizliğin psikolojik maliyetini gösteriyor yeterince.
Burak'ın farkı, sadece laf değil, eylemdeydi; mesela bir akşam yemeğinde sırf anlattığım bir sorunu dinleyip ertesi gün öneri getirdi, ama bunu yapmadığında da mazeret uydurmadı. Bu tür davranışlar, güvensizliği besleyen beyin kimyasını tersine çeviriyor. Benim pozisyonum net: İtimat, psikolojik olarak, karşındakinin senin duygularını önemsediğini hissettirmesiyle kazanılıyor, yoksa yüzeysel paylaşımlarla değil.
Sonra, bir keresinde aynı hatayı yaptım; eski bir arkadaşla sırf ortak geçmişe güvenip paylaşım yaptım, ama o, kendi çıkarını seçti ve ilişki bitti. Bu örnek, güvensizliğin psikolojik maliyetini gösteriyor yeterince.
0