Geçen yaz Eskişehir’de, iki hafta boyunca aynı kafede her sabah oturup kahvaltı yaptım. Garson Okan, üçüncü gün “her zamanki mi?” dediğinde, ne siparişi unuttu ne hesabı yanlış getirdi. Her sabah aynı sırayla, aynı güler yüzle. Birine güvenmek istiyorsan, önce tekrar eden, küçük jestlerde tutarlılık göstereceksin. Laf değil, hareket belirliyor. Okan’ın güvenini kazanan sadece bahşiş değildi; her sabah “günaydın” diyip, masaya oturmamdı. İtimat böyle oluşuyor; kimseye dokuz takla attırmana gerek yok.