Dünya 14 Nisan 2024 akşamı bir mesajı net aldı: Uluslararası ilişkilerde güç, sadece diplomasiyle değil, bazen de doğrudan askeri hamleyle masaya konuyor. İran’ın İsrail’e füzeler ve kamikaze dronlarla yaptığı saldırıya karşı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde acil toplantı toplandı ve oylama hızla geçti. Özellikle ABD, Fransa ve İngiltere’nin bastırmasıyla İran, açıkça kınandı. Çin ve Rusya ise klasik refleksle çekimser kaldı, beklendiği gibi veto yoluna gitmediler. Türkiye gibi bazı ülkeler ise ortada kaldı, doğrudan taraf belirtmedi.
İşin aslı şu: BM Güvenlik Konseyi kınama kararı çıkardığında hukuken bağlayıcı bir sonucu yok, ama diplomatik anlamı ağır. Özellikle İran gibi zaten ambargo ve yaptırımlarla uğraşan bir ülke için, dünya kamuoyunda “yalnızlaştırma” adımı olarak işliyor. Geçmişte Irak, Suriye ya da Kuzey Kore için de aynı taktik uygulandı. Anlık bir askeri müdahaleyi hemen cezasız bırakmıyorlar, “Bak seni not ettik” diyorlar. Burada hedef, İran’ın bir sonraki adımda daha dikkatli olması.
Birleşmiş Milletler’in bu tarz kınama kararlarının gerçek etkisi ise çoğu zaman medya ve kamuoyu baskısı yaratmakla sınırlı kalıyor. 2018’de Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak tanınmasında da BM benzer şekilde ABD’yi kınamış ama kimse yerinden kıpırdamamıştı. Yani kararlar, genellikle “politik gözdağı” oluyor. İran ise bu kararı muhtemelen kendi propagandasında “bizi herkes karşısında görse de geri adım atmıyoruz” diye kullanacak. 1979’dan beri uygulanan ABD ambargolarına karşı nasıl inat ettilerse, bu tür kınamalar da Tahran yönetimini çok sarsmaz.
Burada asıl mesele, BM Güvenlik Konseyi’nin ne kadar işlevsel olduğu. Mesela 2022’de Rusya-Ukrayna savaşı için toplanan konseyde, Rusya kendi vetosunu kullanınca el kol bağlı kaldı. Şimdi ise İran’a kınama çıkıyor ama pratikte sahada bir değişiklik var mı, tartışılır. Uluslararası hukuk öğrencisiysen veya dış politika meraklısıysan, BM kararlarının satır aralarını iyi okuman lazım. Sadece gazetelerdeki başlıklarla yetinmek kandırır.
İran’ın bölgede agresifleşmesi, önümüzdeki günlerde petrol fiyatlarından, Ortadoğu’daki gerilime; Lübnan, Suriye ve Yemen gibi yan cephelere de sirayet edecek. Yani bu kınama kararının sadece diplomasiyle sınırlı kalmayıp, ekonomik ve siyasi yansımasını göreceğiz. Doların bir gecede 32,50’den 33,10’a fırlaması da tesadüf değil. Küçük yatırımcıysanız, Ortadoğu’dan gelen her sıcak habere dikkat edin. Bir gecede döviz ve altın almak için kuyruğa girenleri gördüm, 15 Temmuz gecesiyle neredeyse aynı panik havası.
BM kararlarını her zaman “dünya düzeni koruyucu” diye düşünmeyin. Çoğu zaman büyük devletler kendi çıkarı için bu yapıları kullanıyor. Diplomasiyle ilgileniyorsan, BM metinlerinin arka planını, hangi ülke neyi veto ediyor, kim çekimser kalıyor, bunların hepsini takip et. Yoksa sadece dışarıdan bakan, “yine karar alındı, lafta kaldı” diyen kalabalığın içine karışırsın.
İşin aslı şu: BM Güvenlik Konseyi kınama kararı çıkardığında hukuken bağlayıcı bir sonucu yok, ama diplomatik anlamı ağır. Özellikle İran gibi zaten ambargo ve yaptırımlarla uğraşan bir ülke için, dünya kamuoyunda “yalnızlaştırma” adımı olarak işliyor. Geçmişte Irak, Suriye ya da Kuzey Kore için de aynı taktik uygulandı. Anlık bir askeri müdahaleyi hemen cezasız bırakmıyorlar, “Bak seni not ettik” diyorlar. Burada hedef, İran’ın bir sonraki adımda daha dikkatli olması.
Birleşmiş Milletler’in bu tarz kınama kararlarının gerçek etkisi ise çoğu zaman medya ve kamuoyu baskısı yaratmakla sınırlı kalıyor. 2018’de Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak tanınmasında da BM benzer şekilde ABD’yi kınamış ama kimse yerinden kıpırdamamıştı. Yani kararlar, genellikle “politik gözdağı” oluyor. İran ise bu kararı muhtemelen kendi propagandasında “bizi herkes karşısında görse de geri adım atmıyoruz” diye kullanacak. 1979’dan beri uygulanan ABD ambargolarına karşı nasıl inat ettilerse, bu tür kınamalar da Tahran yönetimini çok sarsmaz.
Burada asıl mesele, BM Güvenlik Konseyi’nin ne kadar işlevsel olduğu. Mesela 2022’de Rusya-Ukrayna savaşı için toplanan konseyde, Rusya kendi vetosunu kullanınca el kol bağlı kaldı. Şimdi ise İran’a kınama çıkıyor ama pratikte sahada bir değişiklik var mı, tartışılır. Uluslararası hukuk öğrencisiysen veya dış politika meraklısıysan, BM kararlarının satır aralarını iyi okuman lazım. Sadece gazetelerdeki başlıklarla yetinmek kandırır.
İran’ın bölgede agresifleşmesi, önümüzdeki günlerde petrol fiyatlarından, Ortadoğu’daki gerilime; Lübnan, Suriye ve Yemen gibi yan cephelere de sirayet edecek. Yani bu kınama kararının sadece diplomasiyle sınırlı kalmayıp, ekonomik ve siyasi yansımasını göreceğiz. Doların bir gecede 32,50’den 33,10’a fırlaması da tesadüf değil. Küçük yatırımcıysanız, Ortadoğu’dan gelen her sıcak habere dikkat edin. Bir gecede döviz ve altın almak için kuyruğa girenleri gördüm, 15 Temmuz gecesiyle neredeyse aynı panik havası.
BM kararlarını her zaman “dünya düzeni koruyucu” diye düşünmeyin. Çoğu zaman büyük devletler kendi çıkarı için bu yapıları kullanıyor. Diplomasiyle ilgileniyorsan, BM metinlerinin arka planını, hangi ülke neyi veto ediyor, kim çekimser kalıyor, bunların hepsini takip et. Yoksa sadece dışarıdan bakan, “yine karar alındı, lafta kaldı” diyen kalabalığın içine karışırsın.
00