Geçen akşam, Twitter açtım, bir baktım Sadettin Saran açıklama yapıyor. Fenerbahçe’de başkan adaylığı konuşulurken, adamın verdiği gazete röportajları, televizyonda dönen sözleri resmen gündemi sallıyor. Yani klasik Türk futbolu; başkanlar konuşur, taraftar kulak kesilir, muhabirler anında başlık yapar.
Yıllar önce, 2006’da Kadıköy’de, stadın önünde tezahürat yapan bir grup görmüştüm. O zaman bile Aziz Yıldırım’ı eleştiriyorlardı, şimdi bakıyorum, yeni aktörler ama eski muhabbet. “İstikrar” dedikleri şey Türkiye’de sadece kaos.
Sadettin Saran’ın “Fenerbahçe camiası için birlik zamanı,” “Artık kavga etmeyeceğiz” tarzı açıklamaları bana kalırsa tribünün gazını alma projesi. 2023’te de böyle laflar duyduk, 2018’de de. Hep birileri çıkıp “Yaraları saracağız, takımı şampiyon yapacağız” diyor. Ama sonra sezon ortasında hakemler, TFF, transfer rezaletleri, iç kavgalar… Neyse, klasik döngü.
Bir de şu sürekli değişen transfer politikası hikayesi… Saran, “Artık planlı olacağız, gençlere yatırım yapacağız” diyor. Vallahi 2010’dan beri her başkan aynı cümleyi kuruyor. Sonra bir bakıyorsun, devre arasında Alper Potuk, Caner Erkin falan geri dönüyor. Kimse kusura bakmasın, Fenerbahçe’de sabır kültürü yok. Başarı gelmedi mi, teknik direktör de, başkan da kapının önünde.
En çok güldüğüm nokta, “Şeffaflık” vurgusu. Söylemesi kolay tabii. Kulüpte milyon Eurolar dönüyor, yönetimde kimin eli kimin cebinde belli değil. Geçen yaz, KAP’a yapılan açıklamaların üçte biri “maliyet gizliliği” diye geçiyor. Taraftar zaten şeffaflık beklemiyor, şampiyonluk bekliyor.
Geçen sene kombine kuyruğunda, arkamdaki adam “Abi kim gelirse gelsin, şampiyonluk yoksa istifa!” diye bağırıyordu. İşte Fenerbahçe’nin özeti bu: Başkan konuşur, taraftar bağırır, sezon sonu yine hüsran, sonra bir daha başa sarar. Saran da şimdi umut pompalıyor; bakalım, bu filmi kaçıncı kez izleyeceğiz?
Yıllar önce, 2006’da Kadıköy’de, stadın önünde tezahürat yapan bir grup görmüştüm. O zaman bile Aziz Yıldırım’ı eleştiriyorlardı, şimdi bakıyorum, yeni aktörler ama eski muhabbet. “İstikrar” dedikleri şey Türkiye’de sadece kaos.
Sadettin Saran’ın “Fenerbahçe camiası için birlik zamanı,” “Artık kavga etmeyeceğiz” tarzı açıklamaları bana kalırsa tribünün gazını alma projesi. 2023’te de böyle laflar duyduk, 2018’de de. Hep birileri çıkıp “Yaraları saracağız, takımı şampiyon yapacağız” diyor. Ama sonra sezon ortasında hakemler, TFF, transfer rezaletleri, iç kavgalar… Neyse, klasik döngü.
Bir de şu sürekli değişen transfer politikası hikayesi… Saran, “Artık planlı olacağız, gençlere yatırım yapacağız” diyor. Vallahi 2010’dan beri her başkan aynı cümleyi kuruyor. Sonra bir bakıyorsun, devre arasında Alper Potuk, Caner Erkin falan geri dönüyor. Kimse kusura bakmasın, Fenerbahçe’de sabır kültürü yok. Başarı gelmedi mi, teknik direktör de, başkan da kapının önünde.
En çok güldüğüm nokta, “Şeffaflık” vurgusu. Söylemesi kolay tabii. Kulüpte milyon Eurolar dönüyor, yönetimde kimin eli kimin cebinde belli değil. Geçen yaz, KAP’a yapılan açıklamaların üçte biri “maliyet gizliliği” diye geçiyor. Taraftar zaten şeffaflık beklemiyor, şampiyonluk bekliyor.
Geçen sene kombine kuyruğunda, arkamdaki adam “Abi kim gelirse gelsin, şampiyonluk yoksa istifa!” diye bağırıyordu. İşte Fenerbahçe’nin özeti bu: Başkan konuşur, taraftar bağırır, sezon sonu yine hüsran, sonra bir daha başa sarar. Saran da şimdi umut pompalıyor; bakalım, bu filmi kaçıncı kez izleyeceğiz?
00