Trump’ın “Hark Adası’nı hedef aldık” lafı, 2020’lerin başından beri Ortadoğu’daki gerilimi yeniden tavana çıkardı. Bugün, yani 14 Mart 2026. Dört sene önce Kasım Süleymani suikastında yaşadığımız tedirginliğin bir benzerini hissettim sabah haberlerini açınca. Yani, adam yine bildiğini okuyor. Hark Adası öyle sıradan bir yer değil, İran’ın petrol ihracatının kalbi resmen. Körfez’in güney ucunda, Basra Körfezi’nin tam ortasında. Hani hakikaten tıklasan haritada “burdan sonra savaş başlar” yazacak bir ada.
Şimdi, Trump bu açıklamayı yaparken “gözdağı mı veriyor, yoksa düğmeye mi bastı” diye herkesin kafası karışık. ABD’de başkanlar sıkışınca dışarıda düşman yaratmayı sever, bu artık sır değil. 2024’te de aynısını yapmıştı, kasım seçimi öncesi İran’a posta koymuştu. Bu defa durum farklı: 2025’in sonundan beri İran, Çin’le petrol işini büyüttü. Hark Adası’ndan giden petrolün yarısı artık direkt Çin’e gidiyor. Trump’ın “oraya gireriz” demesi, Çin’e de açık mesaj.
Askeri açıdan bakarsak, Hark Adası İran’ın savunma sistemleriyle dolu. Patriot falan değil, Rus yapımı S-300’ler, yerli radar sistemleri, sahil topçuları. 2022’de ada çevresinde yapılan tatbikatların görüntüsü hâlâ YouTube’da dönüyor. ABD oraya füze gönderirse, İran’ın da elini kolunu bağlamak kolay olmayacak. Hele ki Körfez’in petrol trafiği oradan geçiyorken, 1979’daki petrol krizini mumla aratırlar.
Gözüm sürekli piyasada, Dolar sabah 38 liraya dayandı. Brent petrol 132 doları gördü. İstanbul’da 22 yaşındaki yeğenim “benzin 70 lirayı geçti, sınava otobüsle gideceğim” diye mesaj attı. Yani mesele “uzakta bir yerde savaş var” değil artık, cebimize dokunan bir şey.
Bir de sosyal medyada yankısı var. Twitter’da sabah 8’de #WorldWarIII TT oldu. Amerikalılar “yine mi savaş” diye isyan ediyor, İranlılar Hark Adası’nın drone görüntülerini paylaşıp “burayı kimse geçemez” diyor. Yani propagandası bol ama gerçek riski de var.
Şunu öğrendim: ABD, İran’ı köşeye sıkıştırırken, aslında Çin ve Rusya’yı da otomatik olarak masaya çekiyor. Dünya öyle bir döneme girdi ki, Orta Doğu’da atılan her adım Ankara’da, Berlin’de, Pekin’de hissediliyor. Ticarette, siyasette, hatta sabah işe gidişte bile. Savaş olmasa bile, Trump’ın ağzından çıkan her cümle, dünyadaki petrol fiyatlarını ve bizim gündelik hayatımızı doğrudan etkiliyor.
Kafası çalışan için burada asıl tehlike; bir günde yapılan bir açıklamanın, milyonların hayatını alt üst etme potansiyeli. Ne komplo teorisi, ne “Amerika yine yaptı yapacağını” romantizmi; gerçek bu. Göz göre göre, gözümüzün önünde.
Şimdi, Trump bu açıklamayı yaparken “gözdağı mı veriyor, yoksa düğmeye mi bastı” diye herkesin kafası karışık. ABD’de başkanlar sıkışınca dışarıda düşman yaratmayı sever, bu artık sır değil. 2024’te de aynısını yapmıştı, kasım seçimi öncesi İran’a posta koymuştu. Bu defa durum farklı: 2025’in sonundan beri İran, Çin’le petrol işini büyüttü. Hark Adası’ndan giden petrolün yarısı artık direkt Çin’e gidiyor. Trump’ın “oraya gireriz” demesi, Çin’e de açık mesaj.
Askeri açıdan bakarsak, Hark Adası İran’ın savunma sistemleriyle dolu. Patriot falan değil, Rus yapımı S-300’ler, yerli radar sistemleri, sahil topçuları. 2022’de ada çevresinde yapılan tatbikatların görüntüsü hâlâ YouTube’da dönüyor. ABD oraya füze gönderirse, İran’ın da elini kolunu bağlamak kolay olmayacak. Hele ki Körfez’in petrol trafiği oradan geçiyorken, 1979’daki petrol krizini mumla aratırlar.
Gözüm sürekli piyasada, Dolar sabah 38 liraya dayandı. Brent petrol 132 doları gördü. İstanbul’da 22 yaşındaki yeğenim “benzin 70 lirayı geçti, sınava otobüsle gideceğim” diye mesaj attı. Yani mesele “uzakta bir yerde savaş var” değil artık, cebimize dokunan bir şey.
Bir de sosyal medyada yankısı var. Twitter’da sabah 8’de #WorldWarIII TT oldu. Amerikalılar “yine mi savaş” diye isyan ediyor, İranlılar Hark Adası’nın drone görüntülerini paylaşıp “burayı kimse geçemez” diyor. Yani propagandası bol ama gerçek riski de var.
Şunu öğrendim: ABD, İran’ı köşeye sıkıştırırken, aslında Çin ve Rusya’yı da otomatik olarak masaya çekiyor. Dünya öyle bir döneme girdi ki, Orta Doğu’da atılan her adım Ankara’da, Berlin’de, Pekin’de hissediliyor. Ticarette, siyasette, hatta sabah işe gidişte bile. Savaş olmasa bile, Trump’ın ağzından çıkan her cümle, dünyadaki petrol fiyatlarını ve bizim gündelik hayatımızı doğrudan etkiliyor.
Kafası çalışan için burada asıl tehlike; bir günde yapılan bir açıklamanın, milyonların hayatını alt üst etme potansiyeli. Ne komplo teorisi, ne “Amerika yine yaptı yapacağını” romantizmi; gerçek bu. Göz göre göre, gözümüzün önünde.
00