Florya ruhu Kemerburgaz’da(1 bildiri)
2023-2024 sezonunda Galatasaray’ın Florya’dan Kemerburgaz’a taşınması, sadece bir tesis değişikliği değildi. Taraftarın gözünde “Florya ruhu” dedikleri şey, özünde takımın kimyasını oluşturan, başarıya aç, kendi yağında kavrulan ve büyüdükçe kendini bilen o atmosferdi. Florya’da Metin Oktay’ın duvarındaki fotoğrafına bakarak idmana çıkanlar, sabahın köründe alt yapıdan gelen çocuklarla çorba içip sahaya çıkanlar vardı. O eski usul amatörlükten kopmadan büyüyen profesyonellik.
Kemerburgaz’a geçişte herkesin kafasında şu soru vardı: O atmosfer, o hırs, o samimiyet taşınacak mı? Çünkü Florya, tarihiyle, duvar yazılarıyla, anahtarlarını unutup telden atlayan genç oyuncularıyla bir karakterdi. Kemerburgaz ise daha yeni; steril, pırıl pırıl bir yer. Fakat bu sezon futbolcular, “ruhu” taşımayı başardı. Sezonun başındaki Bora’yla Barış Alper’in sahada birbirine kenetlenmesi, Icardi’nin saha dışında gençlere sahip çıkması, Florya’daki gibi “abicilik” sisteminin devam ettiğini gösterdi.
İdman sonrası Kemerburgaz’da yapılan mangallar, takımdaki kardeşliği canlı tutuyor. Eski Florya’da Fatih Terim’in masasında başlayan “aile” geleneği, şimdi Kemerburgaz’da Okan Buruk’un odasında devam ediyor. Aradaki tek fark, artık metrekare daha fazla, kahveler daha kaliteli.
Bir de taraftar boyutu var. Florya’da antrenman sonrası tel örgüye koşan çocuklar, formalarını imzalatan babalar… O sahne Kemerburgaz’da da aynen yaşanıyor. Hatta geçtiğimiz ay, 15 yaşındaki bir çocuk “Metin Oktay gibi gol atacağım!” diye idmana geldi. Kapıdaki güvenlik tanıdı, içeri aldı. O coşku, o aidiyet hissi halen dipdiri.
Belki duvarlardan Metin Oktay’ın teri değil ama, duvarlara asılan yeni fotoğraflarda Icardi’nin gülüşü, Muslera’nın kaptanlığı var artık. O ruh, betonarme değil; insanla taşınıyor. Florya’nın duygusunu Kemerburgaz’a taşıyan, mekandan bağımsız bir bağlılık aslında. “Burası Florya gibi olmaz” diyenler, galiba yanlış bakıyor. Çünkü o “ruh”, ilk nesil Floryalıların dediği gibi: “Sen yeter ki Galatasaray’ı yaşa, o ev her yerde kurulur.”
Kemerburgaz’a geçişte herkesin kafasında şu soru vardı: O atmosfer, o hırs, o samimiyet taşınacak mı? Çünkü Florya, tarihiyle, duvar yazılarıyla, anahtarlarını unutup telden atlayan genç oyuncularıyla bir karakterdi. Kemerburgaz ise daha yeni; steril, pırıl pırıl bir yer. Fakat bu sezon futbolcular, “ruhu” taşımayı başardı. Sezonun başındaki Bora’yla Barış Alper’in sahada birbirine kenetlenmesi, Icardi’nin saha dışında gençlere sahip çıkması, Florya’daki gibi “abicilik” sisteminin devam ettiğini gösterdi.
İdman sonrası Kemerburgaz’da yapılan mangallar, takımdaki kardeşliği canlı tutuyor. Eski Florya’da Fatih Terim’in masasında başlayan “aile” geleneği, şimdi Kemerburgaz’da Okan Buruk’un odasında devam ediyor. Aradaki tek fark, artık metrekare daha fazla, kahveler daha kaliteli.
Bir de taraftar boyutu var. Florya’da antrenman sonrası tel örgüye koşan çocuklar, formalarını imzalatan babalar… O sahne Kemerburgaz’da da aynen yaşanıyor. Hatta geçtiğimiz ay, 15 yaşındaki bir çocuk “Metin Oktay gibi gol atacağım!” diye idmana geldi. Kapıdaki güvenlik tanıdı, içeri aldı. O coşku, o aidiyet hissi halen dipdiri.
Belki duvarlardan Metin Oktay’ın teri değil ama, duvarlara asılan yeni fotoğraflarda Icardi’nin gülüşü, Muslera’nın kaptanlığı var artık. O ruh, betonarme değil; insanla taşınıyor. Florya’nın duygusunu Kemerburgaz’a taşıyan, mekandan bağımsız bir bağlılık aslında. “Burası Florya gibi olmaz” diyenler, galiba yanlış bakıyor. Çünkü o “ruh”, ilk nesil Floryalıların dediği gibi: “Sen yeter ki Galatasaray’ı yaşa, o ev her yerde kurulur.”
00