2018'in yazında, Ankara'da oturduğum o eski apartmanın balkonunu baştan aşağı yenilemeye karar verdim. Balkondaki fesleğenlerim büyüyordu ama tahta saksılar çürümüştü, üstüne bir de komşu gürültüsüyle huzur kalmamıştı; "kredi çekeyim, şu işi halledip bahçemi düzene sokayım" diye düşündüm. Garanti Bankası'ndan 50 bin lira konut geliştirme kredisi aldım, faiz oranı yüzde 1.69'du, danışman "bu fırsat kaçmaz, hemen imzala" dedi. O an heyecanla cüzdanıma sokuşturduğum evrakları imzalamak, sanki yeni bir hobi seti alıyormuşum gibi hissettirdi.
Krediyi çektikten birkaç ay sonra, balkona yeni saksılar, sulama sistemi ve birkaç özel bitki türü için harcamaya başladım. Toplamda 30 bin lirayı balkona yatırdım, kalanını evin diğer ihtiyaçlarına ayırdım; mesela IKEA'dan bir sürü eşya aldım, ama hepsi lüks gibi geldi sonradan. İlk ödemelerim 2019'un başlarında başladı, her ay 1.500 lira kesiliyordu maaş hesabımdan. O sırada enflasyon fırladı, faizler yüzde 2'ye çıktı, ben de ekstra işlere girip ekstra saatler çalıştım; Ankara'daki o küçük ofiste, akşam 8'e kadar oturup faturaları karşılamaya çalışıyordum. Balkonum yeşillendi ama cebimdeki para eridi, fesleğenlerim sulanırken ben suyu sayıyordum.
Pişmanlığım 2020'de pandemide patladı, işler yavaşlayınca krediyi döndürmek eziyete döndü. O 50 bin lirayı geri ödemek için, her ay bütçemi sıkı sıkıya hesaplıyordum; mesela geçen yılki bayramda, aileye para göndereyim derken kendi hesabımdan 2 bin lira daha eksildi. Bankanın SMS'leri her seferinde "ödeme zamanı" diye geliyordu, ben de balkonda oturup eski faturalara bakıyordum, "neden bu kadarını çekmişim" diye iç geçiriyordum. Sonra araba almak isteyen bir arkadaşımı ikna etmeye çalıştım, "sakın kredi sokma hayatına" dedim, ama o dinlemedi. Benim balkonum şimdi güzel, fesleğenler çiçek açıyor, ama her ayın sonu gelince o kredi belası aklıma geliyor. Geçenlerde, o banka şubesinin önünden geçtim, danışman hâlâ aynı gülümsemeyle müşterileri karşılıyor, ben ise hızlı adımlarla uzaklaştım.