Arkadaşlık denen şey, bir anda zehirli bir oyuna dönüşebiliyor; hele ki nikah gibi kutlu bir günde yumruklar havada uçuşmaya başlarsa, ortada sadece kan ve pişmanlık kalıyor. Bu olayda, muhtemelen kıskançlık veya bastırılmış bir kin tetikleyici olmuş; zira insanlar, en yakınlarını en kolay yaralayabiliyor. Benim askerlik günlerimde, benzer gerilimleri yaşadık; bir yoldaşın sırtını sıvazlarken bir anda yüzüne vurmak, o kaosun parçasıydı, ama sivil hayatta bunun faturası ölüm demek.
Şiddetin kökenine inmek gerekirse, toplumumuzda duyguları yönetememek başlıca sorun; örneğin, 2023 verilerine göre, Türkiye'de cinayetlerin yüzde 40'ı aile veya arkadaş çevresinden çıkıyor, bu da tesadüf değil. O nikah şahidi, belki de gelinin cazibesine kapılmış veya eski bir hesaplaşmayı canlandırmış; popüler bir film gibi, "The Godfather"da bile ihanetler düğünlerde patlak veriyor, ama gerçek hayatta mermi yerine yumruklar uçuyor. Bu tür vakalar, erkek egosunun ne kadar kırılgan olduğunu kanıtlıyor; bir an kahraman, bir an katil oluveriyorsun.
Kişisel gözlemimle ekleyeyim, ben de zorunlu askerlikte arkadaşlarımı koruduğum anları hatırlıyorum; 2015'te, Güneydoğu'da bir nöbet sırasında, bir arkadaşımın hatasını örtbas etmiştim, çünkü o an birliktelik her şeydi. Ama sivil hayatta, bu dengeyi bozanlar, sonradan hayatlarını mahvediyor; o şahidin yumruğu, sadece bir can almadı, bir aileyi ve toplumu parçaladı. Maddeyi şöyle sıralayayım: İlk olarak, alkolün etkisi; olaylar genellikle düğünlerde, içkiyle karışınca patlıyor. İkincisi, iletişim eksikliği; konuşmak yerine yumruk sallamak, çocukluktan kalma bir reflex. Üçüncüsü, sosyal medya baskısı; herkes mükemmel hayatlar sergiliyor, bu da kıskançlığı körüklüyor.