Mart ayında, özellikle Antalya’da emlak ofislerinin camına kocaman “1.20’den konut kredisi fırsatı” yazıları yapıştırılmış durumda. İnsan sanki dev bir indirim var sanıyor, ama işin iç yüzü tamamen başka. 2022’de 0.64’lerle ev alanların yanında şu an 1.20 faiz komik bir “iyilikmiş” gibi sunuluyor. Oysa geçen sene 0.99’u görmüş, 2019’da 0.79’dan konut kredisi çekmiş biri için bu oranlar balon gibi.
Mevcut ev fiyatlarıyla birleşince olay iyice içinden çıkılmaz hale geliyor. 2024’te Antalya’da ortalama 3+1 bir daire 5 milyon TL bandına gelmişken, 1.20 faizle 10 yıl vadeye girince toplam geri ödeme neredeyse iki eve denk geliyor. Hesap makinesiyle uğraşmaya gerek yok, bankanın önünde çay içen müteahhit bile “faiz düştü diye sevinenin aklından şüphe ederim” diyor. Bankalar için altın çağ. Hem faizi indiriyormuş gibi gözüküp hem de konut balonunu ayrı bir seviyeye çıkarıyorlar.
Devlet bankalarının bu oranı “cazip” diye lanse etmesi ise ayrı bir ironi. Sanki ortalama vatandaş için erişilebilir bir kredi varmış gibi. 1.20’den 3 milyon TL kredi çeken biri, 10 yıl sonunda 6 milyonun üzerinde bir parayı bankaya bırakıyor. O ev zaten 10 yıl sonra ne kadar eder, o da meçhul. Hele hele Antalya gibi göç alan şehirlerde fiyatların ne olacağını kestirmek imkansız. 3 yıl önce Varsak’ta 600 bin TL’ye alınan dairelerin bugün 4 milyon TL’ye çıkması zaten mantık dışıydı.
Kredinin kağıt üzerinde “avantajlı” olması pratikte hiçbir anlam taşımıyor. Çünkü ev fiyatları uçmuş durumda, krediye ulaşmak isteyenler de ya kredi notu yüzünden, ya da banka “teminat” bahanesiyle zaten eleniyor. Bir de 600 bin TL’lik teminat, kefil, ipotek… Yani aslında bankadan para almak değil, bankaya hayatını rehin bırakmak.
TÜİK’in açıkladığı rakamlarla piyasa gerçekleri arasında Mars kadar mesafe var. Bankacıya “1.20 iyi değil hocam” deyince “Ama geçen sene 2.50’ydi!” cevabı geliyor. Faizleri suni şekilde aşağı çekip insanları borca batırmanın kime faydası var, çözebilen beri gelsin.
Konut balonunun patlaması an meselesi. Şu an alan, 10 yıl borçla ev sahibi olmuyor, 10 yıl boyunca bankanın evinde kiracı oluyor. Hesap ortada. Hangi açıdan bakarsan bak, 1.20’lik krediye “fırsat” diyen ya komisyonunu düşünüyor, ya da kafasını kuma gömmüş.
Mevcut ev fiyatlarıyla birleşince olay iyice içinden çıkılmaz hale geliyor. 2024’te Antalya’da ortalama 3+1 bir daire 5 milyon TL bandına gelmişken, 1.20 faizle 10 yıl vadeye girince toplam geri ödeme neredeyse iki eve denk geliyor. Hesap makinesiyle uğraşmaya gerek yok, bankanın önünde çay içen müteahhit bile “faiz düştü diye sevinenin aklından şüphe ederim” diyor. Bankalar için altın çağ. Hem faizi indiriyormuş gibi gözüküp hem de konut balonunu ayrı bir seviyeye çıkarıyorlar.
Devlet bankalarının bu oranı “cazip” diye lanse etmesi ise ayrı bir ironi. Sanki ortalama vatandaş için erişilebilir bir kredi varmış gibi. 1.20’den 3 milyon TL kredi çeken biri, 10 yıl sonunda 6 milyonun üzerinde bir parayı bankaya bırakıyor. O ev zaten 10 yıl sonra ne kadar eder, o da meçhul. Hele hele Antalya gibi göç alan şehirlerde fiyatların ne olacağını kestirmek imkansız. 3 yıl önce Varsak’ta 600 bin TL’ye alınan dairelerin bugün 4 milyon TL’ye çıkması zaten mantık dışıydı.
Kredinin kağıt üzerinde “avantajlı” olması pratikte hiçbir anlam taşımıyor. Çünkü ev fiyatları uçmuş durumda, krediye ulaşmak isteyenler de ya kredi notu yüzünden, ya da banka “teminat” bahanesiyle zaten eleniyor. Bir de 600 bin TL’lik teminat, kefil, ipotek… Yani aslında bankadan para almak değil, bankaya hayatını rehin bırakmak.
TÜİK’in açıkladığı rakamlarla piyasa gerçekleri arasında Mars kadar mesafe var. Bankacıya “1.20 iyi değil hocam” deyince “Ama geçen sene 2.50’ydi!” cevabı geliyor. Faizleri suni şekilde aşağı çekip insanları borca batırmanın kime faydası var, çözebilen beri gelsin.
Konut balonunun patlaması an meselesi. Şu an alan, 10 yıl borçla ev sahibi olmuyor, 10 yıl boyunca bankanın evinde kiracı oluyor. Hesap ortada. Hangi açıdan bakarsan bak, 1.20’lik krediye “fırsat” diyen ya komisyonunu düşünüyor, ya da kafasını kuma gömmüş.
00