Bir Körfez ülkesi sabahı, WhatsApp gruplarında “engellendi” haberi dönmeye başlar. Katar’dan Dubai’ye kadar hepsinin dili aynı: “İran’ın misillemesi durduruldu.” Diplomasi müthiş bir tiyatro, ama perdenin arkasında ne döndüğü hep flu. Ülkeler bu kadar uyumlu mesajı ne zaman attıysa, genellikle ortada dev bir tehdit dolaşıyor demektir. İran’ın İsrail’e karşı başlattığı veya planladığı saldırı, hemen Körfez’de alarm zillerini çaldırıyor. Şu an herkes “tarafsızlık” oyununu oynasa da, hava savunma sistemleriyle, radarlarla, lojistik destekle bu ülkeler aslında Batı eksenine yaslanıyor. Arap sokağında “İran’ın saldırısı” lafı, hükümetlerin ne kadar Batı’ya yanaştığını tekrar kanıtlıyor.
2024’te Ortadoğu’da siyaset “tarafsızmışız gibi yap ama limanı Amerikalıya aç” kafasıyla yürüyor. Suudilerin Patriot’ları, BAE’nin Fransız askeri danışmanları, bakınca hepsi bir güvenlik ağı içinde. Bahreyn’de ABD’nin 5. Filosu baş köşede zaten. İran’ın attığı her füze, aslında Washington’da Pentagon’un ekranında önce parlıyor. “Engelledik” açıklamasının bir kısmı Körfez’in kendi askeri kapasitesinden gelse de, asıl kas gücü dışarıdan.
Bir diğer ilginç nokta, Körfez medyasının bu açıklamalarda kullandığı dil. “İran düşmanlığı” alttan alta köpürtülüyor. Ama gerçek şu: Bu ülkeler, Tahran’la açık çatışmayı kaldıramaz. Ekonomileri petrol ve gaz üzerinden Batı’ya bağlı. İran’ı fazla kızdırmak, Hürmüz Boğazı’nda tankerleri riske atmak demek. Yani “engelledik” derken aslında “biz karışmadık, bizim tarafımızda sıkıntı yok, herkese iş birliği mesajı veriyoruz” türünden bir denge oyunu oynanıyor.