Sanat festivalleri artık jeopolitiğin oyun alanı haline geldi ve Venedik Bienali'nin bu yıl yaşadığı gerilim bunun en açık örneği. AB, Rusya'nın katılımına izin verilirse festival bütçesine sağladığı desteği çekecek diye tehdit ediyor. Olay şu kadar basit değil aslında: Ukrayna savaşından sonra Batı, Rus sanatçıları boykot etmeyi bir tür politik duruş olarak görmüş, ama bu karar sanat dünyasında ciddi tartışmalar yaratmış.
Venedik Bienali'nin tarihinde ilk defa böyle bir tehdit görülüyor. Festival, 1895'ten beri var ve geleneksel olarak tüm ülkelerin katılımına açık. Rusya pavyonu da uzun yıllar orada yer almış. Ama 2022'den sonra her şey değişti. Başta Fransa olmak üzere birçok AB ülkesi, Rus sanatçıları "propaganda aracı" olarak görmeye başladı. Mantık şu: Devlet destekli sanatçılar, Putin rejiminin yumuşak gücünü arttırıyor.
Burada ironik olan şey, boykotun tam olarak neye hizmet ettiği muallak kalıyor. Rusya'daki muhalif sanatçılar, Batı'nın bu tutumunun kendilerine zarar verdiğini söylüyor. Çünkü sansür gördükleri ülkeler onları da dışlıyor. Ukraynalı sanatçılar ise farklı görüşte: Rus devletinin küresel platformlardaki temsilini kısıtlamak, savaş döneminde adil bir tepki.
Sanatı siyasetten ayırıp "sanat her şeyin üstünde" diye düşünmek romantik ama gerçekçi değil. Sanat her zaman siyasi, özellikle uluslararası platformlarda. Bir devlet, kültür elçiliğine milyonlar harcıyor. Venedik Bienali'ne katılmak da bu stratejinin parçası. AB'nin finanse ettiği bir festivalde Rusya'nın propaganda yapması makul değil, en azından savaş sürdüğü sürece.