29 Mayıs 2024 sabahı okuduğumda gözlerimi ovuşturdum, çünkü Avrupa’da bir devlet resmen “Yeter” dedi ve Tel Aviv’deki büyükelçisini merkeze çekti. İspanya, uzun zamandır Filistin meselesinde açıkça İsrail’in karşısında pozisyon almaktan çekinmedi. Bunu ilk kez yapmıyorlar, ama bu sefer mevzu ciddi: Büyükelçisini geri çağırmak, diplomasi dilinde “ilişkilerimiz askıda” demek.
Geçen hafta İspanya, Norveç ve İrlanda ile beraber Filistin devletini resmen tanıdığını açıklamıştı. Madrid’deki hükümet, özellikle Gazze’deki sivil ölümlerine karşı çok net tepki gösterdi. Sadece kınama bildirisi yayınlamakla kalmadılar, doğrudan diplomatik kanalı kapattılar. Normalde bu adım, ya savaş çıkar ya da büyük kriz vardır. Burada ise Batı Avrupa’dan alışılmadık bir refleks görüyoruz.
2014’te İsveç benzer bir hamle yapmıştı, ama o zaman Avrupa içinde yalnız kalmıştı. Şimdi İspanya, “Artık yeter” deyip İsrail’i yalnız bırakmak isteyen yeni bir dalganın öncülüğünü yapıyor. Bu, Avrupa içindeki İsrail yanlısı-İsrail karşıtı çizginin kırılması demek.
Birleşmiş Milletler, AB Komisyonu ve hatta ABD yönetimi bile yıllardır “taraflara itidal” telkin edip dururken, İspanya hükümeti direkt olarak İsrail’i suçlayan ve kamuoyu baskısıyla hareket eden nadir devletlerden. İspanya’da uzun zamandır iktidarda olan sol koalisyon, sokaktan gelen baskıyı görmezden gelmedi. 2023’te Madrid’de yapılan dev Filistin yürüyüşleri hâlâ hafızalarda.
Bir ülke büyükelçisini çektiğinde pratikte ne oluyor? Konsolosluk hizmetleri minimize ediliyor, devlet başkanları ve bakanlar arası doğrudan temas kesiliyor. Tel Aviv’deki büyükelçilik binası fiilen boş kalıyor. Kimi zaman bu, ekonomik ilişkileri bile zedeliyor. Elçilikte çalışan onlarca kişi yıllık izne çıkarılıyor, aileler apar topar ülkeye dönüyor. Bir yandan da İsrail’e açıkça “Sana güvenmiyorum” mesajı veriliyor.
Bu hamlenin başka ülkeleri peşine takıp takmayacağı önemli. Belçika ve Lüksemburg’dan benzer sesler yükseliyor. Türkiye ise zaten uzun süredir düşük profilli diplomasiyle devam ediyor. Avrupa’da güç dengeleri değişiyor. Amerika’nın bile geri adım atmaya başladığı bir dönemde, İspanya gibi ülkeler yeni bir diplomatik dil inşa ediyor.
Gözlemim şu: Diplomasi tarihinde büyükelçi çekmek genellikle “yapılabilecek son şey”dir. İspanya’nın bu adımı, küçük bir adım gibi gözükse de, Avrupa için büyük bir kırılmanın işareti. Filistin meselesi artık sadece Ortadoğu’nun değil, Avrupa’nın da en sıcak gündem maddesi.
Bir tavsiye: Üniversitede uluslararası ilişkiler okuyorsan ya da bu alanda kariyer yapmak istiyorsan, şu gelişmeleri günlük takip et. Çünkü diplomasi kitaplarında okuduğun her şey şu anda canlı canlı sahneleniyor. 2024’ün yazı, tarihe geçecek şekilde şekilleniyor.
Geçen hafta İspanya, Norveç ve İrlanda ile beraber Filistin devletini resmen tanıdığını açıklamıştı. Madrid’deki hükümet, özellikle Gazze’deki sivil ölümlerine karşı çok net tepki gösterdi. Sadece kınama bildirisi yayınlamakla kalmadılar, doğrudan diplomatik kanalı kapattılar. Normalde bu adım, ya savaş çıkar ya da büyük kriz vardır. Burada ise Batı Avrupa’dan alışılmadık bir refleks görüyoruz.
2014’te İsveç benzer bir hamle yapmıştı, ama o zaman Avrupa içinde yalnız kalmıştı. Şimdi İspanya, “Artık yeter” deyip İsrail’i yalnız bırakmak isteyen yeni bir dalganın öncülüğünü yapıyor. Bu, Avrupa içindeki İsrail yanlısı-İsrail karşıtı çizginin kırılması demek.
Birleşmiş Milletler, AB Komisyonu ve hatta ABD yönetimi bile yıllardır “taraflara itidal” telkin edip dururken, İspanya hükümeti direkt olarak İsrail’i suçlayan ve kamuoyu baskısıyla hareket eden nadir devletlerden. İspanya’da uzun zamandır iktidarda olan sol koalisyon, sokaktan gelen baskıyı görmezden gelmedi. 2023’te Madrid’de yapılan dev Filistin yürüyüşleri hâlâ hafızalarda.
Bir ülke büyükelçisini çektiğinde pratikte ne oluyor? Konsolosluk hizmetleri minimize ediliyor, devlet başkanları ve bakanlar arası doğrudan temas kesiliyor. Tel Aviv’deki büyükelçilik binası fiilen boş kalıyor. Kimi zaman bu, ekonomik ilişkileri bile zedeliyor. Elçilikte çalışan onlarca kişi yıllık izne çıkarılıyor, aileler apar topar ülkeye dönüyor. Bir yandan da İsrail’e açıkça “Sana güvenmiyorum” mesajı veriliyor.
Bu hamlenin başka ülkeleri peşine takıp takmayacağı önemli. Belçika ve Lüksemburg’dan benzer sesler yükseliyor. Türkiye ise zaten uzun süredir düşük profilli diplomasiyle devam ediyor. Avrupa’da güç dengeleri değişiyor. Amerika’nın bile geri adım atmaya başladığı bir dönemde, İspanya gibi ülkeler yeni bir diplomatik dil inşa ediyor.
Gözlemim şu: Diplomasi tarihinde büyükelçi çekmek genellikle “yapılabilecek son şey”dir. İspanya’nın bu adımı, küçük bir adım gibi gözükse de, Avrupa için büyük bir kırılmanın işareti. Filistin meselesi artık sadece Ortadoğu’nun değil, Avrupa’nın da en sıcak gündem maddesi.
Bir tavsiye: Üniversitede uluslararası ilişkiler okuyorsan ya da bu alanda kariyer yapmak istiyorsan, şu gelişmeleri günlük takip et. Çünkü diplomasi kitaplarında okuduğun her şey şu anda canlı canlı sahneleniyor. 2024’ün yazı, tarihe geçecek şekilde şekilleniyor.
00