Kenya'da son haftalardaki yağışlar bir doğal afet değil, sistemik çöküşün metin hali olmuş durumda. 62 ölüm rakamı sadece sayı değil—altyapı yetersizliğinin, iklim değişikliğinin ve kentleşme planlamasının başarısızlığının toplamı.
Nairobi ve çevresinde yaşanan seller, aslında sürpriz değil. Bölgede Mart ayı yağış mevsimi, ancak bu yıl yoğunluğu ve süresi beklentiyi aştı. Arka Plan: Kenya'nın başkenti son 20 yılda kontrolsüz biçimde büyüdü. Yoksul mahalleler vadilere, riskli alanlara kuruldu. Drenaj sistemi 1970'ler düzeyinde kalmış. Yağmur suyu akıp gitecek yer bulamayınca, işte bu oluyor.
En acı taraf, bunun önlenebilir olması. Ruanda'daki benzer afetlerde altyapı yatırımı kaybı azalttı. Dar gelirli aileler—ki ölenlerin çoğu buradan—tehlike bölgelerine yerleştirilmek zorunda kalıyor. Kiraya gücü yeten tek yer orda. Devlet bunları başka yere taşıyacak proje başlatmamış, yapacak gibi de görünmüyor.
Ülkede hükümet değişimi yaşandı, seçimler oldu, siyasi gündem başka yerlere kaydı. Altyapı yatırımı seks kadar heyecan uyandırmıyor. Sonuçta Kenya'nın orta sınıfı da kendini güvende hissediyorsa, sorun "yönetişim" kâğıdında kalıyor.
Daha kötüsü, iklim değişikliği bu tür aşırı hava olaylarını normalleştirecek. Beş sene sonra 62 ölüm belki "az sayılacak." Kenya gibi ülkelerde iklim krizi soyut bir tehdit değil, hemen şimdi caddeleri taşkın yapan, insanları evinden eden gerçeklik.