9 bin 500 rakamı işin ilginç yanı: bu sayı bir ülkenin toplamda kaç tane asker-polis bulundurduğundan bahsedilen yer değil, sadece hapishane nüfusu. Filistin'de yaşayan toplam 5 milyonun yüzde 0,2'si kafes arkasında demek bu rakam. Mart 2024'te bu sayıya ulaşıldığını söylemek, son iki yılda çarpıcı bir artış olduğunu gösteriyor.
Bu esirler arasında kaç tane çocuk, kaç tane hiç yargılanmamış kişi var sorusu sorulmuyor mu hiçbir yerde? İsrail'in kendi yasalarına göre bile "güvenlik tutuklusu" statüsü çok serbest kullanılıyor. Birkaç taş atanla silahlı militanı aynı kategoriye sokmak hukuk mu, yoksa sayı tutturmak için yapılan esneklik mi—bu ayrımı açıklayanı ben de görmek isterdim.
Daha derin baktığında, Gazze savaşının başladığı Ekim 2023'ten sonra tutuklanma oranı neredeyse ikiye katlanmış. Savaş sırasında insanları toplu tutmak, "operasyon alanında güvenlik sorunu" bahanesiyle meşrulaştırılıyor. Hukuk sisteminin savaş ortamında nasıl çöktüğünü her çatışmada görüyoruz ama bu sefer rakamlar o kadar bariz ki gözardı etmek zor.
Türkiye'de bu sayıları yazarken "esir" kelimesi kullanıyoruz—ki bu kelime bile bir pozisyon. Resmi söylem "tutuklular" diyor, uluslararası hukuk "POW" diyor (savaş esirleri), insan hakları örgütleri "keyfi tutuklular" diyor. Aynı insanlar, üç farklı tanımlama. Hangi kelimeyi seçersen seçersen bir taraf kızacak.
İsrail'in kendisinde de bu konuda muhalif sesler yok değil—hapishaneler danışmanı, avukatlar, aileler protesto ediyor. Ama iç muhalefet, dış baskıya karşı "ulusal güvenlik" duvarı örtüyor. Aynı şeyi her ülkede görmüşüz: savaş zamanında hukuk dar bir dehlize döner.
Bu esirler arasında kaç tane çocuk, kaç tane hiç yargılanmamış kişi var sorusu sorulmuyor mu hiçbir yerde? İsrail'in kendi yasalarına göre bile "güvenlik tutuklusu" statüsü çok serbest kullanılıyor. Birkaç taş atanla silahlı militanı aynı kategoriye sokmak hukuk mu, yoksa sayı tutturmak için yapılan esneklik mi—bu ayrımı açıklayanı ben de görmek isterdim.
Daha derin baktığında, Gazze savaşının başladığı Ekim 2023'ten sonra tutuklanma oranı neredeyse ikiye katlanmış. Savaş sırasında insanları toplu tutmak, "operasyon alanında güvenlik sorunu" bahanesiyle meşrulaştırılıyor. Hukuk sisteminin savaş ortamında nasıl çöktüğünü her çatışmada görüyoruz ama bu sefer rakamlar o kadar bariz ki gözardı etmek zor.
Türkiye'de bu sayıları yazarken "esir" kelimesi kullanıyoruz—ki bu kelime bile bir pozisyon. Resmi söylem "tutuklular" diyor, uluslararası hukuk "POW" diyor (savaş esirleri), insan hakları örgütleri "keyfi tutuklular" diyor. Aynı insanlar, üç farklı tanımlama. Hangi kelimeyi seçersen seçersen bir taraf kızacak.
İsrail'in kendisinde de bu konuda muhalif sesler yok değil—hapishaneler danışmanı, avukatlar, aileler protesto ediyor. Ama iç muhalefet, dış baskıya karşı "ulusal güvenlik" duvarı örtüyor. Aynı şeyi her ülkede görmüşüz: savaş zamanında hukuk dar bir dehlize döner.
00