Göçmen kuşlar için Anadolu'nun en önemli durak noktalarından biri olan Milleyha, aslında kıyı şehirlerindeki turist akınından çok daha fazla canlanıyor bu dönemde. Kuşlar ilkbahar ve sonbahar göçünde buradan geçerken, insan aktivitesi ve iklim değişikliği yüzünden bu tür sulak alanlar giderek daha kritik hale geliyor.
Bölgenin korunan alan statüsü var ama bu koruma sadece kâğıt üstünde kalmış durumda. Kaçak avcılık, tarım için su çekimi, turizm baskısı—Milleyha'nın ekosistemini tehdit eden faktörler bir bir sıralanabilir. Göçmen kuşlar her yıl milyonlarca enerji harcayarak bu rotayı takip ederken, onları bekleyen ortam gittikçe daha az uygun hale geliyor.
Burada bir çelişki var. Türkiye göçmen kuşlar için coğrafi olarak hayati bir geçit; Sibirya'dan Afrika'ya giden binlerce türün yolu buradan geçiyor. Ama ülkenin birçok yerinde sulak alanlar tarımsal amaçlarla kurutulmuş ya da ihmal edilmiş. Milleyha'nın halen su tutması, halen bu kadar kuş çekebilmesi bir tür şans meselesi—ve bu şansın ne kadar süreceği belli değil.
Gerçek sorun şu: Milleyha gibi alanlar korunması gereken biyolojik hazineler değil, yönetilmesi gereken doğal kaynaklar olarak görülüyor hala. Bir tarafta kuş gözlemcileri, çevre dernekleri çabalıyor; öte tarafta yerel ekonomik çıkarlar var. Bu denge her zaman kuşların lehine kaymıyor.