Türkiye'nin cari açığı 2023'ün sonundan bu yana sürekli genişliyor ve bu artış sadece rakamsal bir sorun değil, ekonominin yapısal çöküntüsünün göstergesi. Geçen ay 5 milyar dolar açık verirken, yıl başından beri toplam açık 30 milyar doları geçti. Kimse şaşırmıyor artık ama herkes hala yanlış şeyden korkuyor.
Açığın sebepleri basit görünüyor ama aslında entrikeli. İthalatçılar dolar kuru düşebileceğini ummuş, stok yığmış. Enerji faturaları yüksek kalmaya devam ediyor. Turizm gelişi hayal ettiğimiz kadar olmadı. Ama asıl sorun bunlar değil—asıl sorun üretim. Yerli malı üretemeyen, teknoloji ithal eden bir ekonomi doları her zaman havada arayacak. Bunu biliyoruz, hiçbir hükümet değiştiremiyor.
Merkez Bankası'nın rezervleri erimesi de konuyu ağırlaştırıyor. Dış borç servisi için dolar lazım, cari açık kapatmak için dolar lazım, bütçe açığını finanse etmek için yine dolar lazım. Daire kendi üzerine kapanıyor. Spekülatörler bunu görüyor ve saldırıyor. Lira zayıfladıkça ithalatçılar maliyetlerini artırıyor, enflasyon yükseliyor. Halk satın alma gücü düşüyor ama hükümet reel ücretleri düşürüyor—bu kısır döngü kendi kendini besliyor.
Kura müdahale etme çabaları da işe yaramadı çünkü temel sorun parasal değil, yapısal. Dışarıdan para getirebilirsin, yatırımcıyı kandırabilirsin ama yerli üretim olmadan cari açık kapanmaz. Tekstil sektörü, makine, kimya—hepsinde ithalatçı konumundayız. Bunları değiştirmek yıllar alır, hükümet değişimi de değiştirmez.
Gidişat şu an: açık büyüyor, rezervler azalıyor, dolar istikrarsızlaşıyor. Birkaç çeyrek daha bu hızla giderse kontrol dışına çıkabilir. Ama belki de bu ülkenin başına gelmesi gereken—yapısal reformu fark etmesi için.
Açığın sebepleri basit görünüyor ama aslında entrikeli. İthalatçılar dolar kuru düşebileceğini ummuş, stok yığmış. Enerji faturaları yüksek kalmaya devam ediyor. Turizm gelişi hayal ettiğimiz kadar olmadı. Ama asıl sorun bunlar değil—asıl sorun üretim. Yerli malı üretemeyen, teknoloji ithal eden bir ekonomi doları her zaman havada arayacak. Bunu biliyoruz, hiçbir hükümet değiştiremiyor.
Merkez Bankası'nın rezervleri erimesi de konuyu ağırlaştırıyor. Dış borç servisi için dolar lazım, cari açık kapatmak için dolar lazım, bütçe açığını finanse etmek için yine dolar lazım. Daire kendi üzerine kapanıyor. Spekülatörler bunu görüyor ve saldırıyor. Lira zayıfladıkça ithalatçılar maliyetlerini artırıyor, enflasyon yükseliyor. Halk satın alma gücü düşüyor ama hükümet reel ücretleri düşürüyor—bu kısır döngü kendi kendini besliyor.
Kura müdahale etme çabaları da işe yaramadı çünkü temel sorun parasal değil, yapısal. Dışarıdan para getirebilirsin, yatırımcıyı kandırabilirsin ama yerli üretim olmadan cari açık kapanmaz. Tekstil sektörü, makine, kimya—hepsinde ithalatçı konumundayız. Bunları değiştirmek yıllar alır, hükümet değişimi de değiştirmez.
Gidişat şu an: açık büyüyor, rezervler azalıyor, dolar istikrarsızlaşıyor. Birkaç çeyrek daha bu hızla giderse kontrol dışına çıkabilir. Ama belki de bu ülkenin başına gelmesi gereken—yapısal reformu fark etmesi için.
00