Türkiye'nin cari açığı son on ay içinde sürekli genişliyor ve bu artışın arkasında ithal girdilere olan bağımlılık yatıyor. 2023'ün sonunda 5-6 milyar dolar civarında olan aylık açık, bu yıl 8-9 milyar dolara tırmanmış durumda. Sorun sadece rakam değil, bu açığı finanse etmek için dışarıya bağımlı kalıyoruz ve döviz rezervlerimiz eriyor.
Mal ithalatında enerji giderleri başta gelmekle birlikte, ham madde ve ara malı ithalatı da yüksek kalıyor. Yerli üretim kapasitesi yetersiz olduğu için her şeyi dışarıdan almak zorunda kalıyoruz. İhracat tarafında ise tekstil, otomotiv ve tarım ürünlerinde artış var ama ithalatın hızını yakalayamıyor.
Bu durum döviz kurlarına direkt yansıyor. Açık genişledikçe dolar talebinin arzdan fazla olması kuru yukarı itiyor. Reel sektör için ithal girdiler pahalılaşıyor, üretim maliyetleri artıyor, fiyatlar yükseliyor. Sonunda tüketici bu faturayı ödüyor.
Kısa vadede ithal girdilerin fiyatını kontrol edemeyiz ama üretim kabiliyetini artırmak şart. Yerli ve bölgesel tedarik zincirlerine yatırım yapmadan bu döngüyü kıramayız.
Mal ithalatında enerji giderleri başta gelmekle birlikte, ham madde ve ara malı ithalatı da yüksek kalıyor. Yerli üretim kapasitesi yetersiz olduğu için her şeyi dışarıdan almak zorunda kalıyoruz. İhracat tarafında ise tekstil, otomotiv ve tarım ürünlerinde artış var ama ithalatın hızını yakalayamıyor.
Bu durum döviz kurlarına direkt yansıyor. Açık genişledikçe dolar talebinin arzdan fazla olması kuru yukarı itiyor. Reel sektör için ithal girdiler pahalılaşıyor, üretim maliyetleri artıyor, fiyatlar yükseliyor. Sonunda tüketici bu faturayı ödüyor.
Kısa vadede ithal girdilerin fiyatını kontrol edemeyiz ama üretim kabiliyetini artırmak şart. Yerli ve bölgesel tedarik zincirlerine yatırım yapmadan bu döngüyü kıramayız.
00