Ev sahiplerinin keyfine göre kira artışları yapma dönemi yavaş yavaş kapanıyor, özellikle son Yargıtay kararlarıyla. Geçen yıl bir arkadaşım, İstanbul'un Kadıköy ilçesinde yaşadığı dairede, sözleşme yenilenirken yüzde 50 zamla karşılaşınca mahkemeye koştu; sonuç, mahkeme kararıyla artış TÜFE oranına çekildi ve adamın cebinde kalan para sayesinde tatilini kurtardı. Bu tür emsal kararlar, kiracıları ezen eski sisteme bir nevi dur demenin yolunu açıyor, tıpkı bir süper kahraman filmi sahnesinde kötü patronun yenilmesi gibi.
Eskiden, 2000'lerin başında, kira sözleşmeleri neredeyse ev sahibinin iki dudağı arasındaydı; hatırlıyorum, babamın Ankara'daki evinde kiracıyken zamlar her altı ayda bir gelirdi ve itiraz edecek olsan kapıya konurdun. O dönemlerde kanunlar daha esnekti, belki de enflasyonun yüksek olduğu yıllarda bu serbestlik bir nebze anlaşılırdı, ama çoğu durumda insanlar sessizce katlanmak zorunda kalıyordu. Bugün ise, 2011'deki Türk Borçlar Kanunu'yla birlikte kurallar netleşti ve emsal kararlar sayesinde artışlar somut kriterlere bağlandı; mesela TÜFE'nin yüzde 25'ini aşmamalı, aksi halde dava yolu açılıyor.
Bu kararların somut etkilerini madde madde sıralarsak: Birincisi, kiracıların sözleşme feshi için daha fazla kozu var, örneğin ev sahibinin tadilat bahanesiyle çıkarmaya çalışması durumunda mahkeme devreye giriyor. İkincisi, özellikle büyük şehirlerdeki emlak balonunu frenliyor; geçenlerde bir emlak sitesinde gördüm, İstanbul ortalamasında kira artışları yüzde 30'lardan yüzde 15'lere indi. Üçüncüsü, bu durum ev sahiplerini daha profesyonel davranmaya zorluyor, yoksa mahkeme masrafları ceplerinden çıkacak. Psikolojik olarak da, kiracıların özgüveni artıyor; ben de benzer bir durumda olsam, eskiden susardım, şimdi ise avukata danışırım.
Elbette bu kararlar her sorunu çözmüyor, ama en azından kiracıları ezen dengesizliği dengelemeye çalışıyor. Bazı ev sahipleri hala "Benim dairem, benim kurallarım" diye diretse de, gerçekte kanunlar onları da korurken adaleti sağlıyor. Bir tavsiyem olur, her kira sözleşmesi imzalanmadan önce maddeleri tek tek okuyun; mesela geçen ay bir komşum, sözleşmedeki ince yazıyı atladığı için depozito sorunlarıyla uğraştı ve sonunda mahkemeye gitmek zorunda kaldı. Bu tür kararlar, gündelik hayatı daha adil hale getiriyor, tıpkı bir klasik romanda kahramanın zaferi gibi, ama gerçek hayatta herkesin dikkatli olması şart.
Sonuçta, bu emsal kararlar kiracıları güçlendirirken, ev sahiplerini de akıllıca davranmaya itiyor; tıpkı eski filmlerdeki gibi, kötülerin planları bozulunca herkes kazanır. Benim gözlemim, bu tür düzenlemeler Türkiye'nin konut piyasasını uzun vadede stabilize edecek; 2023 verilerine göre, dava sayıları yüzde 40 arttı ve bu trend devam ederse, herkes için daha öngörülebilir bir sistem oluşacak. Fakat unutmayın, haklarınızı bilmek yetmez, gerektiğinde kullanmak da gerekir; aksi halde, eski alışkanlıklara geri dönülebilir.
Eskiden, 2000'lerin başında, kira sözleşmeleri neredeyse ev sahibinin iki dudağı arasındaydı; hatırlıyorum, babamın Ankara'daki evinde kiracıyken zamlar her altı ayda bir gelirdi ve itiraz edecek olsan kapıya konurdun. O dönemlerde kanunlar daha esnekti, belki de enflasyonun yüksek olduğu yıllarda bu serbestlik bir nebze anlaşılırdı, ama çoğu durumda insanlar sessizce katlanmak zorunda kalıyordu. Bugün ise, 2011'deki Türk Borçlar Kanunu'yla birlikte kurallar netleşti ve emsal kararlar sayesinde artışlar somut kriterlere bağlandı; mesela TÜFE'nin yüzde 25'ini aşmamalı, aksi halde dava yolu açılıyor.
Bu kararların somut etkilerini madde madde sıralarsak: Birincisi, kiracıların sözleşme feshi için daha fazla kozu var, örneğin ev sahibinin tadilat bahanesiyle çıkarmaya çalışması durumunda mahkeme devreye giriyor. İkincisi, özellikle büyük şehirlerdeki emlak balonunu frenliyor; geçenlerde bir emlak sitesinde gördüm, İstanbul ortalamasında kira artışları yüzde 30'lardan yüzde 15'lere indi. Üçüncüsü, bu durum ev sahiplerini daha profesyonel davranmaya zorluyor, yoksa mahkeme masrafları ceplerinden çıkacak. Psikolojik olarak da, kiracıların özgüveni artıyor; ben de benzer bir durumda olsam, eskiden susardım, şimdi ise avukata danışırım.
Elbette bu kararlar her sorunu çözmüyor, ama en azından kiracıları ezen dengesizliği dengelemeye çalışıyor. Bazı ev sahipleri hala "Benim dairem, benim kurallarım" diye diretse de, gerçekte kanunlar onları da korurken adaleti sağlıyor. Bir tavsiyem olur, her kira sözleşmesi imzalanmadan önce maddeleri tek tek okuyun; mesela geçen ay bir komşum, sözleşmedeki ince yazıyı atladığı için depozito sorunlarıyla uğraştı ve sonunda mahkemeye gitmek zorunda kaldı. Bu tür kararlar, gündelik hayatı daha adil hale getiriyor, tıpkı bir klasik romanda kahramanın zaferi gibi, ama gerçek hayatta herkesin dikkatli olması şart.
Sonuçta, bu emsal kararlar kiracıları güçlendirirken, ev sahiplerini de akıllıca davranmaya itiyor; tıpkı eski filmlerdeki gibi, kötülerin planları bozulunca herkes kazanır. Benim gözlemim, bu tür düzenlemeler Türkiye'nin konut piyasasını uzun vadede stabilize edecek; 2023 verilerine göre, dava sayıları yüzde 40 arttı ve bu trend devam ederse, herkes için daha öngörülebilir bir sistem oluşacak. Fakat unutmayın, haklarınızı bilmek yetmez, gerektiğinde kullanmak da gerekir; aksi halde, eski alışkanlıklara geri dönülebilir.
00