Alman ekonomisinin sağlığını ölçen en çıplak gösterge şu anda kırmızı. Geçen yıl Almanya'da 19 bin 600'ü aşkın şirket iflas başvurusu yapıldı ve bu rakam 2015'ten beri hiç bu kadar yüksek olmamıştı. Sadece sayı değil, derinlik önemli: otomotiv sektöründe yapısal çöküş başlamış, küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ) için adeta bir ölüm çan çalıyor.
Almanya'nın endüstri ekonomisinin temeli bu KOBİ'lerdeydi. Şimdi enflasyon, enerji maliyetleri ve Çin'den gelen ucuz rekabet onları sıkıştırıyor. Özellikle Berlin, Kölogne ve Ruhr Bölgesi'ndeki metal işleme, makine imalatı ve tekstil firmalarının kapanış hızı alarm verici. Devlet destekleri var ama bürokrasi o kadar ağır ki, yardım parasına ulaşmak şirketi öldürmekten daha uzun sürüyor.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta şu: Almanya uzun yıllar "Avrupa'nın lokomotifi" diye satıldı ama temelleri çürüyordu. Sanayi elektrikte en pahalı bölgelerden biri olmuş, işgücü maliyetleri gökyüzüne çıkmış, küresel rekabete karşı inovasyonda geri kalmış. Pandemi ve Rusya krizinin ardından bu sorunlar iyileşmedi, tetiklemeler yalnızca tetiklendi.
Esnaf açısından bakılırsa durum daha trajedik. Bir demiryolu aksamı üreten, 30 yıldır devam eden bir atölye sahibinin karşısında aniden karlılık imkânsız hale geliyor. Yeni makine yatırımını finanse edecek banka kredisi çekemiyor, işçi tutamıyor, ihracat fiyatları düşüyor. Sonra kapı kilitlenip gidiyor.
Türkiye açısından bu haberin anlamı daha çok ticari ilişkiler üzerinden okunmalı. Almanya'nın ithalatı düşecek, bu da Türk ihracatçılarını etkileyecek. Özellikle otomotiv yan sanayi, tekstil, kimya sektörleri darbe alacak. Aynı zamanda Alman yatırımcıların Türkiye'deki fabrikalarında da tasarruf başlayacak.
Korkulması gereken, bu iflasların domino etkisidir. Bir tedarikçi çökerken diğeri de çökmeye başlar, kredileri geri çekilir, başka sektörlere sıçrar. Almanya'nın işsizlik rakamlarının ikinci yarıda yükselme ihtimali yüksek. Avrupa Merkez Bankası'nın faiz politikasında gevşemeye gitmesi de bu sebepten.
Almanya'nın endüstri ekonomisinin temeli bu KOBİ'lerdeydi. Şimdi enflasyon, enerji maliyetleri ve Çin'den gelen ucuz rekabet onları sıkıştırıyor. Özellikle Berlin, Kölogne ve Ruhr Bölgesi'ndeki metal işleme, makine imalatı ve tekstil firmalarının kapanış hızı alarm verici. Devlet destekleri var ama bürokrasi o kadar ağır ki, yardım parasına ulaşmak şirketi öldürmekten daha uzun sürüyor.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta şu: Almanya uzun yıllar "Avrupa'nın lokomotifi" diye satıldı ama temelleri çürüyordu. Sanayi elektrikte en pahalı bölgelerden biri olmuş, işgücü maliyetleri gökyüzüne çıkmış, küresel rekabete karşı inovasyonda geri kalmış. Pandemi ve Rusya krizinin ardından bu sorunlar iyileşmedi, tetiklemeler yalnızca tetiklendi.
Esnaf açısından bakılırsa durum daha trajedik. Bir demiryolu aksamı üreten, 30 yıldır devam eden bir atölye sahibinin karşısında aniden karlılık imkânsız hale geliyor. Yeni makine yatırımını finanse edecek banka kredisi çekemiyor, işçi tutamıyor, ihracat fiyatları düşüyor. Sonra kapı kilitlenip gidiyor.
Türkiye açısından bu haberin anlamı daha çok ticari ilişkiler üzerinden okunmalı. Almanya'nın ithalatı düşecek, bu da Türk ihracatçılarını etkileyecek. Özellikle otomotiv yan sanayi, tekstil, kimya sektörleri darbe alacak. Aynı zamanda Alman yatırımcıların Türkiye'deki fabrikalarında da tasarruf başlayacak.
Korkulması gereken, bu iflasların domino etkisidir. Bir tedarikçi çökerken diğeri de çökmeye başlar, kredileri geri çekilir, başka sektörlere sıçrar. Almanya'nın işsizlik rakamlarının ikinci yarıda yükselme ihtimali yüksek. Avrupa Merkez Bankası'nın faiz politikasında gevşemeye gitmesi de bu sebepten.
00