2025’in ortasında Düsseldorf’ta bir kahvecide otururken yan masada iki adamın “Konkordato başvurusu yapacağım, başka yol kalmadı” diye konuşmasına kulak misafiri olmuştum. Adamın sesi çatallı, belli ki geceleri uykusu kaçıyor. O an anlamıştım; Almanya’da bir şeyler yolunda gitmiyor.
Federal İstatistik Ofisi’nin açıkladığı son rakamlar 2025’te 18 binden fazla şirketin iflas ettiğini gösteriyor. Bu, 2014’ten beri ilk kez böylesine sert bir artış. En çok da inşaat, lojistik ve perakende sektörleri darbe aldı. Mesela Berlin’de ünlü bir pastane zinciri vardı, 40 yıldır faaliyette. Geçen aralıkta bir sabah “Kapalıyız, danke schön für alles” yazılı bir kağıt vardı kapısında. İnsan alıştığı düzenin bir gecede dağıldığını böyle anlıyor.
Peki buraya nasıl gelindi? Enerji fiyatları 2022’den sonra roket gibi fırladı, bazı KOBİ’ler elektrik ve gaz faturalarını ödeyemedi. Üstüne faizler yükseldi, bankalar kredi musluklarını kapadı. Tamam, pandemi sonrası toparlama bekleniyordu ama işler tersine döndü. Yan dalgada, Almanya’nın ihracatının yüzde 30’u Çin’e dayalı. Çin yavaşlayınca buradaki üreticinin müşterisi azaldı.
Sokakta, özellikle küçük kasabalarda, eskiden her köşe başındaki manav, kasap kapanmaya başladı. Her yerde kiralık dükkan tabelaları, kepenkleri inmiş işyerleri var. Kira fiyatları da düşmüyor; sahibi, “Nasıl olsa biri gelir” kafasında.
İşin meşakkatli tarafı, bu iflaslar zincirleme etki yaratıyor. Bir tedarikçi batınca, ona bağlı üç başka şirket de zor duruma giriyor. Mesela 2025 yazında Hamburg limanında konteyner beklerken tanıştığım bir tekstilci, “En büyük müşterim battı, ben de batacağım büyük ihtimal” demişti. Hani domino etkisi diyorlar ya, tam o.
Alman ekonomisinin bu kadar kırılgan olması pek alışıldık bir şey değil. Son 20 yıldır “Alman disiplini, üretim gücü” diye anlatılan hikaye, biraz toz pembe kalmış sanki. Bürokrasi ağır, iş gücü pahalı, gençler sanayiye değil start-up’a kayıyor. Üstüne yaşlanan nüfus eklendi, işleri toparlamak kolay değil.
İnsan bazen “bu devasa ekonomiler bile çökebiliyorsa kimse güvenli değil” diye düşünmeden edemiyor. Yatırım yapacak olanlar için ders niteliğinde: Faizler düşükken krediyle büyümek kolay, ama kriz gelince yük ağırlaşıyor. Kâğıt üzerinde sağlam görünen devlerin de bir gecede tarihe karışma ihtimali var. Almanya 2026’da hâlâ toparlanmaya çalışıyor, daha ne kadar sürecek, kimse emin değil.
Federal İstatistik Ofisi’nin açıkladığı son rakamlar 2025’te 18 binden fazla şirketin iflas ettiğini gösteriyor. Bu, 2014’ten beri ilk kez böylesine sert bir artış. En çok da inşaat, lojistik ve perakende sektörleri darbe aldı. Mesela Berlin’de ünlü bir pastane zinciri vardı, 40 yıldır faaliyette. Geçen aralıkta bir sabah “Kapalıyız, danke schön für alles” yazılı bir kağıt vardı kapısında. İnsan alıştığı düzenin bir gecede dağıldığını böyle anlıyor.
Peki buraya nasıl gelindi? Enerji fiyatları 2022’den sonra roket gibi fırladı, bazı KOBİ’ler elektrik ve gaz faturalarını ödeyemedi. Üstüne faizler yükseldi, bankalar kredi musluklarını kapadı. Tamam, pandemi sonrası toparlama bekleniyordu ama işler tersine döndü. Yan dalgada, Almanya’nın ihracatının yüzde 30’u Çin’e dayalı. Çin yavaşlayınca buradaki üreticinin müşterisi azaldı.
Sokakta, özellikle küçük kasabalarda, eskiden her köşe başındaki manav, kasap kapanmaya başladı. Her yerde kiralık dükkan tabelaları, kepenkleri inmiş işyerleri var. Kira fiyatları da düşmüyor; sahibi, “Nasıl olsa biri gelir” kafasında.
İşin meşakkatli tarafı, bu iflaslar zincirleme etki yaratıyor. Bir tedarikçi batınca, ona bağlı üç başka şirket de zor duruma giriyor. Mesela 2025 yazında Hamburg limanında konteyner beklerken tanıştığım bir tekstilci, “En büyük müşterim battı, ben de batacağım büyük ihtimal” demişti. Hani domino etkisi diyorlar ya, tam o.
Alman ekonomisinin bu kadar kırılgan olması pek alışıldık bir şey değil. Son 20 yıldır “Alman disiplini, üretim gücü” diye anlatılan hikaye, biraz toz pembe kalmış sanki. Bürokrasi ağır, iş gücü pahalı, gençler sanayiye değil start-up’a kayıyor. Üstüne yaşlanan nüfus eklendi, işleri toparlamak kolay değil.
İnsan bazen “bu devasa ekonomiler bile çökebiliyorsa kimse güvenli değil” diye düşünmeden edemiyor. Yatırım yapacak olanlar için ders niteliğinde: Faizler düşükken krediyle büyümek kolay, ama kriz gelince yük ağırlaşıyor. Kâğıt üzerinde sağlam görünen devlerin de bir gecede tarihe karışma ihtimali var. Almanya 2026’da hâlâ toparlanmaya çalışıyor, daha ne kadar sürecek, kimse emin değil.
00