Her gün telefonun alarmı gibi çalışan bir sistem varsa o da ezan vakitleri. Mart ortası, havalar hafiften ısındı, günler uzadı. Şu ara İstanbul’da sabah namazı saat 05:40 civarında okunuyor, imsaktan beş on dakika sonra. Uyanmaya çalışanlar için tam kabus vakti. Gözünü açıp “Daha vakit var mıydı ya?” diye saate bakanlar kulübü büyüyor.
Öğle ezanı genelde tam trafikli saatlere denk geliyor. Mecidiyeköy’de öğle molasında camiye sığamayanları görmek şaşırtmıyor. 13:10 gibi başlıyor, iş yerlerinde “toplantı” bahanesiyle kaybolanlar ortaya çıkıyor. Adam WhatsApp’tan “Namazdayım” yazıyor, telefon titreşiyor, yine de toplu mesaj atmadan duramıyor.
İkindi vakti ayrı bir bela. 16:40 civarına kaydı. Özellikle Sultanahmet Meydanı’nda turistler, hoparlörden gelen sesi TikTok için kaydediyor. O an hava bir huzur, bir kaos, herkes farklı bir alemde. Yatsı ezanı ise tam geceye bağlanan, İstanbul’u susturan ses. Şu sıralar 20:10 falan, havanın kararmasıyla birlikte şehrin üstüne bir ağırlık çöküyor. O an Kadıköy’de vapurdan inenler, Karaköy’de köftecide masaya oturanlar, herkes bir an durup dinliyor. Bir nevi akşam reset’i gibi bir şey.
Pratik tarafta, Diyanet’in mobil uygulaması var, ezan vakitlerini anında gösteriyor. 2026’da hâlâ Google’a “İstanbul ezan vakitleri” yazanlar var, onlara ayrı şaşırıyorum. Akıllı saat kullananlar için namaz uyarısı zaten otomatik çıkıyor, Samsung’dan Xiaomi’ye kadar hepsinde bu özellik var. Misal geçen gün, Silivri’de arabada uyuyakalmışım, saat titreşince anladım akşam olmuş.