İstiklal Marşı'nın yıllardır her 10 Kasım'da, her 23 Nisan'da aynı ciddiyetle söylenmesi tesadüf değil. Eskiden bu marş, okullarda ezber bozan bir angarya gibi görülürdü; öğrenciler çoğunlukla sözleri anlamadan, mekanik bir ritüelle geçiştirirdi. Bugün ise özellikle toplumsal kriz anlarında bir araya gelme çağrısı gibi yankılanıyor. Siyasetçilerin “manifesto” vurgusu biraz fazla iddialı dursa da, marşın metni gerçekten de hem tarihi hem de psikolojik bir direnç noktası işlevi görüyor. 1921’in savaş ve yoksulluk ortamında yazılmış bir metnin hâlâ bu kadar merkezi olması, memleketin değişmeyen meselelerine de ayna tutuyor. İstiklal Marşı eskiden devletin mecburi sesi gibiydi, şimdi toplumun kendi anlamını aradığı, bazen de bulduğu bir metne dönüştü. Yani marş yaşlanmadı; üzerindeki anlam tabakası değişti.
00