Pazartesi sabahı, 10 Haziran’da otogarda beklerken yağmur yoktu ama hava bariz şekilde ağırdı. Trakya’nın o kendine has boğuculuğu, nemli bir sıcak. Öğleye doğru Saraçlar Caddesi’nde yürürken gölgede bile ter döktüm. Termometre 31 gösteriyordu, ama his 35. Gözüm çimenliklere kaydı, yeşilliklerin arasında hâlâ su birikintileri duruyor, gece yağmış belli. Edirne’de yaz, gündüz güneş kavuruyor, akşam üstü ansızın bir fırtına. Hatta geçen hafta, 3 Haziran’da saat 6 gibi öyle bir dolu bastırdı ki, arabaların camları çatladı, sokaklar bembeyaz oldu. On dakika sürdü, ardından güneş açtı; işte Trakya’nın klasiği.
Bir de rüzgarı var ki, insanı kandırıyor. Misal, Selimiye’nin avlusunda oturup çay içiyorsun, hafif bir esinti, diyorsun ki “Oh, serinlik geldi.” Sonra kalkıyorsun, gölgede bile tişört sırıl sıklam. Gece ise tam tersi, balkon kapısı açık yattım, sabaha karşı ellerim üşümüş. Haziran’da bile oluyor bu iş. Şehirde yaşayanlar bilir, poyraz esti mi ferahlatıyor ama ayazı da bir acayip.
Meteorolojinin sitesine bakıp güneşli yazıyor diye aldanmamak lazım. Burada saatlik değişiyor hava. Birkaç gündür özellikle akşam üzeri gök gürültüsü, aniden patlayan yaz yağmuru, sonra tekrar güneş. Şemsiye taşımak hayat kurtarır, Edirne’de cebinde şemsiye yoksa yarı yolda kalırsın.
Çiftçiysen işin daha zor. Tarlada çalışanlar için yağmur zamanlaması çok kritik. Geçen sene Temmuz başında yağış gecikti, ayçiçeği tarlaları kurudu. Ama bu yıl Haziran başında gelen ekstra yağışlar biraz toparladı durumu, en azından şimdilik.
Bir de sel riski var. Tunca ve Meriç taşkınları baharda başlar, ama yaz ortasında bile ansızın debisi artabiliyor. 2022 Ağustos’unu hatırlıyorum, Edirne Belediyesi bir gün önce “Taşkına hazır olun” diye mesaj attı, ertesi sabah köprüler kapanmıştı. Bu memlekette hava durumu sadece “yağmur yağacak mı?” değil, aynı zamanda “köprüden geçebilecek miyiz?” sorusu.
Özetle, Edirne’de havaya asla güven olmaz. Bir gün içinde bahar, yaz, sonbahar havasını yaşarsın; cebinde şemsiye, üstünde kat kat kıyafetle gezmek şart. Hele ki festival veya sınav dönemi gelmişse, bir de rüzgâr varsa, planı ona göre yap. Buranın havası “sürprizli” kelimesinin vücut bulmuş hali.
Bir de rüzgarı var ki, insanı kandırıyor. Misal, Selimiye’nin avlusunda oturup çay içiyorsun, hafif bir esinti, diyorsun ki “Oh, serinlik geldi.” Sonra kalkıyorsun, gölgede bile tişört sırıl sıklam. Gece ise tam tersi, balkon kapısı açık yattım, sabaha karşı ellerim üşümüş. Haziran’da bile oluyor bu iş. Şehirde yaşayanlar bilir, poyraz esti mi ferahlatıyor ama ayazı da bir acayip.
Meteorolojinin sitesine bakıp güneşli yazıyor diye aldanmamak lazım. Burada saatlik değişiyor hava. Birkaç gündür özellikle akşam üzeri gök gürültüsü, aniden patlayan yaz yağmuru, sonra tekrar güneş. Şemsiye taşımak hayat kurtarır, Edirne’de cebinde şemsiye yoksa yarı yolda kalırsın.
Çiftçiysen işin daha zor. Tarlada çalışanlar için yağmur zamanlaması çok kritik. Geçen sene Temmuz başında yağış gecikti, ayçiçeği tarlaları kurudu. Ama bu yıl Haziran başında gelen ekstra yağışlar biraz toparladı durumu, en azından şimdilik.
Bir de sel riski var. Tunca ve Meriç taşkınları baharda başlar, ama yaz ortasında bile ansızın debisi artabiliyor. 2022 Ağustos’unu hatırlıyorum, Edirne Belediyesi bir gün önce “Taşkına hazır olun” diye mesaj attı, ertesi sabah köprüler kapanmıştı. Bu memlekette hava durumu sadece “yağmur yağacak mı?” değil, aynı zamanda “köprüden geçebilecek miyiz?” sorusu.
Özetle, Edirne’de havaya asla güven olmaz. Bir gün içinde bahar, yaz, sonbahar havasını yaşarsın; cebinde şemsiye, üstünde kat kat kıyafetle gezmek şart. Hele ki festival veya sınav dönemi gelmişse, bir de rüzgâr varsa, planı ona göre yap. Buranın havası “sürprizli” kelimesinin vücut bulmuş hali.
00