Adam yine ayarı bozdu, ortadoğunun ayar düğmesiyle oynuyor: Dün akşam Fox News’de “ABD donanması, Hürmüz Boğazı’ndan geçen her ticari gemiye refakat edecek” diye patlattı bombayı. 14 Mart 2026, tarih notu düşeyim, çünkü yarın bu “açıklama”nın altından neler çıkacak Allah bilir.
Şimdi, bu işin şakası yok. Hürmüz Boğazı dedin mi, dünyanın petrol trafiğinin üçte biri. Adam oraya ABD destroyerlerini dayıyor, “Basra’dan Rotterdam’a bir damla benzin gitmezse, ben de burada oturmam” diyor resmen. 2019’da İran bir İngiliz tankerini kapmıştı, ortalık yangın yerine dönmüştü. Şimdi Trump, çıtayı yükseltip “Kaptan Amerika” moduna geçmiş durumda.
Bir de “eşlik” diyor ya, insanın aklına düğün konvoyu geliyor. Mazot pahalı diye damada eskort çekmek gibi. Tabii burada olay başka: Bir yandan İran’a gözdağı, bir yandan seçimlerde “bakın, dünyayı ben yönetiyorum” pozu. Adam kendi seçmenine “Bak baba, dünyayı karıştırıyorum, sen rahat uyu” mesajı veriyor.
Askercilik oynuyor ama olayın faturası herkesin cebine dokunacak. Geçen sefer bu tarz bir açıklamadan sonra Brent petrolü 86’dan 102 dolara fırlamıştı, 2022’de. Kim ödeyecek zamlı benzini? Olan yine bize, sabah işe giderken kontak çeviremeyen vatandaşa olacak. Amerika'nın "özgür denizler" masalı, bizim otobüs kartına zam olarak geri dönüyor.
Bir de şu var: ABD donanması oraya gidince orası daha güvenli olmuyor. 1988’de İran’ın bir sivil uçağını Amerikan donanması füzeyle indirmişti, 290 kişi ölmüştü. Hadi buyur, “güvenlik” diye geldiler, daha büyük felaket çıktı. Ortadoğu işlerine burnunu sokan herkesin elinde patlayan klasik Amerikan oyunu.
Ders mi çıkardım? Valla yok. Çünkü adamlar, her seçim öncesi aynı filmi oynuyor. 2011’de Obama Libya’yı bombaladı, 2003’te Bush Irak’ı işgal etti, şimdi sıra Trump’ta. Yarın öbür gün benzine yine zam gelirse, sorumlusu kim diye düşünmeye gerek yok. Amerikan başkanı kimse, o.
Velhasıl, Trump ABD donanmasını oraya yığarken bana yine en yakın akaryakıt istasyonunun yeri lazım. Bakalım bu sefer kaç kuruş zamla uyuyacağız.
Şimdi, bu işin şakası yok. Hürmüz Boğazı dedin mi, dünyanın petrol trafiğinin üçte biri. Adam oraya ABD destroyerlerini dayıyor, “Basra’dan Rotterdam’a bir damla benzin gitmezse, ben de burada oturmam” diyor resmen. 2019’da İran bir İngiliz tankerini kapmıştı, ortalık yangın yerine dönmüştü. Şimdi Trump, çıtayı yükseltip “Kaptan Amerika” moduna geçmiş durumda.
Bir de “eşlik” diyor ya, insanın aklına düğün konvoyu geliyor. Mazot pahalı diye damada eskort çekmek gibi. Tabii burada olay başka: Bir yandan İran’a gözdağı, bir yandan seçimlerde “bakın, dünyayı ben yönetiyorum” pozu. Adam kendi seçmenine “Bak baba, dünyayı karıştırıyorum, sen rahat uyu” mesajı veriyor.
Askercilik oynuyor ama olayın faturası herkesin cebine dokunacak. Geçen sefer bu tarz bir açıklamadan sonra Brent petrolü 86’dan 102 dolara fırlamıştı, 2022’de. Kim ödeyecek zamlı benzini? Olan yine bize, sabah işe giderken kontak çeviremeyen vatandaşa olacak. Amerika'nın "özgür denizler" masalı, bizim otobüs kartına zam olarak geri dönüyor.
Bir de şu var: ABD donanması oraya gidince orası daha güvenli olmuyor. 1988’de İran’ın bir sivil uçağını Amerikan donanması füzeyle indirmişti, 290 kişi ölmüştü. Hadi buyur, “güvenlik” diye geldiler, daha büyük felaket çıktı. Ortadoğu işlerine burnunu sokan herkesin elinde patlayan klasik Amerikan oyunu.
Ders mi çıkardım? Valla yok. Çünkü adamlar, her seçim öncesi aynı filmi oynuyor. 2011’de Obama Libya’yı bombaladı, 2003’te Bush Irak’ı işgal etti, şimdi sıra Trump’ta. Yarın öbür gün benzine yine zam gelirse, sorumlusu kim diye düşünmeye gerek yok. Amerikan başkanı kimse, o.
Velhasıl, Trump ABD donanmasını oraya yığarken bana yine en yakın akaryakıt istasyonunun yeri lazım. Bakalım bu sefer kaç kuruş zamla uyuyacağız.
00