Balkon fesleğenimi yıllardır özlemiştim, ama geçen yaz memlekete döndüğümde her şey o eski tazeliğini yitirmişti. 2022 Temmuzunda İstanbul'a inince, havalimanından çıkarken o tanıdık boğaz havası değil, sadece egzoz kokusuyla karşılaştım. Annemin evine vardığımda balkondaki saksıları gördüm, fesleğen yaprakları sararmış, sanki kimse sulamamış gibiydi. Ben beş yıl Avrupa'da yaşarken, o bitkileri her hafta budadığımı hatırlıyorum, ama şimdi toprak kurumuştu.
Şehirde her köşe değişmiş, eski mahallemizdeki parkı betonlaştırmışlar, orada eskiden fesleğen gibi otlar büyürdü. Hatırlıyorum, 2018'de ayrılmadan önce o parkta annemle oturur, bitkilerin nasıl hayatta kaldığını konuşurduk, ama şimdi sadece alışveriş merkezleri var. Balkonuma döndüğümde, fesleğenimin yanına koyduğum lavantaları bulamadım, annem "Onları attım, burası artık tozlu" demişti. Benim için o bitkiler evin ruhuydu, ama dönüşte her şey daha dağınık, daha umursamaz gelmişti.
Memleketin tadı kaçmış gibiydi, eski komşum Ahmet Amca'yı gördüm, o da şikayet ediyordu, "Herkes bahçeyle uğraşmıyor artık, herkes telefonla meşgul" diyordu. Benim balkonumda bir zamanlar üç tür fesleğen yetiştirmiştim, ama şimdi sadece bir saksı kalmış, üstelik toprak markası bile değişmişti, eskiden kullandığım o ucuz toprak yerine sentetik bir şey almışlar. Dönüş yolculuğumda, trende pencereden baktım, yol kenarlarındaki yeşillikler azalmış, her yer bina doluydu. Ben Avrupa'da balkonumu özlerken, buradaki hobi kültürü eriyip gitmişti sanki.