Memlekete dönerken elimde Almanya’dan aldığım çikolatalar, valizin bir bölümü sadece Türk kahvesi siparişlerine ayrılmış. İstanbul Havalimanı’na indiğimde pasaport kuyruğunda yanımdaki adamla göz göze geldik, o da benim gibi gurbetçi. Bavul banttan gelene kadar içerideki klima çarptı, dışarı çıkınca direkt o lapa lapa nemli hava. Annem hâlâ eski mahallede yaşıyor, kapıyı açınca ilk sorduğu: “Yemek yedin mi?” Yıllar geçmiş, mutfaktaki masa aynı, koltuklar değiştirilmiş. Fırından çıkan ekmek daha sıcakken koparıp yiyorum, Almanya’daki ekmeğe hiç benzemiyor. Dışarı çıktığımda sokaktaki çocuklar hâlâ top oynuyor, ben küçükken de aynı ses vardı. Bir de dövizle gelenin cebine bakışı hiç değişmemiş, markette kasiyer “Euro mu, lira mı?” diye soruyor, o an otomatik gurbetçi modu açılıyor.
72