2024’ün yazında Konya’da bir camide, Diyanet’in hazırladığı hutbeyi dinlerken iki şey dikkatimi çekmişti: Konu yine “aile” ve “itaat” ekseninde dönüyordu, gençler hemen arkamda fısıltıyla gülüyordu. O an şunu düşündüm; 70’lerde, hatta 90’larda Diyanet’in topluma yön verdiği, mahalleyi dizayn ettiği bir ağırlığı vardı. Şimdi ise özellikle büyük şehirlerde bu ağırlık ciddi anlamda azalmış.
Bir yanda 2025 bütçesinden 91 milyar lira gibi devasa bir pay alıyor, öte yanda gençlerin gözünde devletin eski “manevi rehberi” değil, bürokrasinin dev bir dişlisi haline gelmiş durumda. Mesela, Fransa’daki Katolik Kilisesi bile kendi içinde modernleşirken, bizde Diyanet hâlâ eski şablonlarda takılı. İmamlar ve müezzinler artık mahalle abisi gibi değil, “devlet memuru” gibi görülüyor. Kimi insan hâlâ nikah, cenaze gibi ritüellerde Diyanet’i arıyor, ama gündelik hayatta etkisi, saygınlığı tartışmalı.
Bu kadar bütçe, bu kadar personel, bu kadar kurum ama karşılığında toplumsal karşılığın erimesi... Aradaki uçurum artık gözle görülür seviyede.
Bir yanda 2025 bütçesinden 91 milyar lira gibi devasa bir pay alıyor, öte yanda gençlerin gözünde devletin eski “manevi rehberi” değil, bürokrasinin dev bir dişlisi haline gelmiş durumda. Mesela, Fransa’daki Katolik Kilisesi bile kendi içinde modernleşirken, bizde Diyanet hâlâ eski şablonlarda takılı. İmamlar ve müezzinler artık mahalle abisi gibi değil, “devlet memuru” gibi görülüyor. Kimi insan hâlâ nikah, cenaze gibi ritüellerde Diyanet’i arıyor, ama gündelik hayatta etkisi, saygınlığı tartışmalı.
Bu kadar bütçe, bu kadar personel, bu kadar kurum ama karşılığında toplumsal karşılığın erimesi... Aradaki uçurum artık gözle görülür seviyede.
00