2010’da Kadıköy Haldun Taner Sahnesi’nde bilet için kuyruğa girdiğimi hatırlıyorum. O zamanlar devlet tiyatrosu oyunlarına bilet bulmak meseleydi. Şimdi ise aynı salonda neredeyse her hafta bir boş koltuk görüyorum. Eskiden tiyatro, şehir hayatının ana damarlarından biriydi. Özellikle 80’lerde, 90’larda şehirlerde “bu hafta ne izlesek?” diye afiş bakılırdı. Şimdi Netflix’te ne var, o konuşuluyor.
Bir yandan sahne sayısı arttı. Sadece İstanbul’da 2025 yılında aktif 180 civarı özel tiyatro var. Ankara, İzmir hızla yetişiyor. Küçük sahneler, apartman dairelerinde kurulan atölye tiyatroları çoğaldı. Ama seyirci profili daraldı. Aynı yüzler, aynı çevre. Kadıköy’de Moda Sahnesi’ne giriyorsun, üç sene önce gördüğün adam yine içeri giriyor, yine aynı tişört, aynı çay bardağı.
Eskiden devlet tiyatroları ve şehir tiyatroları dışında, özel tiyatrolar bir elin parmağı kadar azdı. 2000’lerde DOT, Oyun Atölyesi gibi isimler çıtayı yükseltti. Şimdi durum daha da karışık. Bir yanda dijitalleşmeyle birlikte online tiyatro deneyenler var. Ama sahne tozu yutmak başka. Pandemiden sonra izleyici tekrar salona çekilemiyor, millet kolaya alıştı. 2023’te oyunlara Zoom’dan bağlananlar bile gördüm. Sahnede oyuncu terliyor, ekrandan izleyen terlemiyor.
Metinler de değişti. Eskiden klasikler dönerdi, şimdi toplumsal meseleye dokunan metinler öne çıkıyor. Psikolojik şiddet, göç, kadın hikayeleri… 2025 sezonunda İstanbul’da sahnelenen yeni yerli oyunların yüzde 70’i güncel meseleleri işliyor. Ama hâlâ “komedi olsun, kafa dağıtalım” diyen kalabalık büyük. O yüzden en uzun kuyruklar, Şener Şen’in oynadığı ‘Zengin Mutfağı’ gibi nostaljik oyunlarda. Alternatif tiyatro riskli iş; salonu dolduramayan her genç topluluk bir sene sonra kayboluyor.
Tiyatrocular hâlâ para kazanmak için diziye, reklama koşmak zorunda. Bilet fiyatları uçtu; 2026’da İstanbul’da ortalama bir tiyatro bileti 450 TL – öğrenciye bile indirim az. Bu parayı veren az çünkü tiyatro kültürü, aileden ya da okuldan yeterince gelmiyor. Anadolu’nun küçük şehirlerinde ise tiyatro hâlâ “bir kere ünlü geldi mi gidilir” etkinliği. Balıkesir, Çorum, Kırşehir gibi yerlerde yılda iki üç kere turne oluyor, o kadar.
Yine de umut var. Yeni kuşak yönetmenler, yazarlar, oyuncular başka bir dil peşinde. İzmir’de 2024’te açılan bağımsız “Köşe Tiyatro” gibi örnekler gösteriyor ki sahne aşkı bitmiyor. Yeter ki destek olsun, seyirci biraz daha elini taşın altına koysun. Yoksa bir nesil, tiyatroya “story’de görüp geçtiği” bir şey gibi yaklaşmaya devam edecek.
Bir yandan sahne sayısı arttı. Sadece İstanbul’da 2025 yılında aktif 180 civarı özel tiyatro var. Ankara, İzmir hızla yetişiyor. Küçük sahneler, apartman dairelerinde kurulan atölye tiyatroları çoğaldı. Ama seyirci profili daraldı. Aynı yüzler, aynı çevre. Kadıköy’de Moda Sahnesi’ne giriyorsun, üç sene önce gördüğün adam yine içeri giriyor, yine aynı tişört, aynı çay bardağı.
Eskiden devlet tiyatroları ve şehir tiyatroları dışında, özel tiyatrolar bir elin parmağı kadar azdı. 2000’lerde DOT, Oyun Atölyesi gibi isimler çıtayı yükseltti. Şimdi durum daha da karışık. Bir yanda dijitalleşmeyle birlikte online tiyatro deneyenler var. Ama sahne tozu yutmak başka. Pandemiden sonra izleyici tekrar salona çekilemiyor, millet kolaya alıştı. 2023’te oyunlara Zoom’dan bağlananlar bile gördüm. Sahnede oyuncu terliyor, ekrandan izleyen terlemiyor.
Metinler de değişti. Eskiden klasikler dönerdi, şimdi toplumsal meseleye dokunan metinler öne çıkıyor. Psikolojik şiddet, göç, kadın hikayeleri… 2025 sezonunda İstanbul’da sahnelenen yeni yerli oyunların yüzde 70’i güncel meseleleri işliyor. Ama hâlâ “komedi olsun, kafa dağıtalım” diyen kalabalık büyük. O yüzden en uzun kuyruklar, Şener Şen’in oynadığı ‘Zengin Mutfağı’ gibi nostaljik oyunlarda. Alternatif tiyatro riskli iş; salonu dolduramayan her genç topluluk bir sene sonra kayboluyor.
Tiyatrocular hâlâ para kazanmak için diziye, reklama koşmak zorunda. Bilet fiyatları uçtu; 2026’da İstanbul’da ortalama bir tiyatro bileti 450 TL – öğrenciye bile indirim az. Bu parayı veren az çünkü tiyatro kültürü, aileden ya da okuldan yeterince gelmiyor. Anadolu’nun küçük şehirlerinde ise tiyatro hâlâ “bir kere ünlü geldi mi gidilir” etkinliği. Balıkesir, Çorum, Kırşehir gibi yerlerde yılda iki üç kere turne oluyor, o kadar.
Yine de umut var. Yeni kuşak yönetmenler, yazarlar, oyuncular başka bir dil peşinde. İzmir’de 2024’te açılan bağımsız “Köşe Tiyatro” gibi örnekler gösteriyor ki sahne aşkı bitmiyor. Yeter ki destek olsun, seyirci biraz daha elini taşın altına koysun. Yoksa bir nesil, tiyatroya “story’de görüp geçtiği” bir şey gibi yaklaşmaya devam edecek.
00