Ankara’nın 2024’te Kafkasya ve Orta Doğu’ya oynadığı kartlar kafamı kurcalıyor. Bir yandan Bakü’ye askeri eğitim veriyor, diğer yandan Şam’la arka kapı diplomasisine abanıyor. Erdoğan geçen ay Astana’da “bölgesel işbirliği” dedi ama aynı masada İran ve Rusya da oturuyordu; o denge kolay değil. Suriye sınırında üç yıl içinde ikinci büyük üs kuruldu, oradaki hareketlilik yerel halkın bile dilinde. Ekonomik olarak ise Körfez sermayesiyle el sıkışıp hızlıca gaza bastı, Temmuz 2025’teki Suudi enerji anlaşması hâlâ gizemini koruyor mesela. Siyaseten iddialı, ama altı gerçekten bu kadar dolu mu ya da bu tavır kısa vadede ne kadar sürdürülebilir? Bazen düşünüyorum, oyun kurucu muyuz yoksa başkalarının oyununda figüran mı?
00