KPSS’den çıkınca gerçek maraton başlıyor. Sınavdan daha stresli çünkü işin içinde torpil var mı, puan yetiyor mu, herkes birbirinin kuyusunu mu kazıyor, hepsi giriyor devreye. 2023’te sınava girdim, kendi gözümle gördüm. O puan açıklandıktan sonra ilk iş, hangi kurum hangi kadro açtı ona bakmak. Devlet Personel Başkanlığı’nın internet sitesinde ilanlar dönüyor. Tercih dönemi genelde 2-3 hafta sürüyor. Her memur adayı, kılavuzdan 30-40 kadro seçip başvurusunu yapıyor. Herkesin gözü, “Bu puan bana yeter mi?” derdinde. Mesela 82,5 puan aldım, Adalet Bakanlığı zabıt katipliğine başvurdum, 83 kapattı. 0,5 puanla yandık.
Tercihler bittikten sonra ÖSYM yerleştirme sonuçlarını açıklıyor. O anı anlatmaya kelime yetmez. 1-2 hafta içinde ilan edilir genelde. Eğer yerleşemediysen yeni kadro ilanını bekleyeceksin, o arada tekrar sınava girenler mi dersin, umudu kesmeyenler mi... Kazananlar için işin bürokrasi kısmı başlıyor.
Kurumlar yerleşen adaylardan evrak istiyor. Mezuniyet belgesi, KPSS sonuç belgesi, adli sicil kaydı, askerlik durumu vs. Yani koca bir dosya. Özellikle taşrada kadro bulduysan, evini barkını toplaman şart. Ben 2024’te Trabzon’daki vergi dairesine atandım, Ankara’dan kalkıp oraya gitmek, ev bulmak, yerleşmek tam bir macera.
Sürecin en yorucu kısmı güvenlik soruşturması. Eskiden birkaç haftada biterdi, şimdi aylar sürebiliyor. Polis, mahallendeki komşulara kadar soruyor. “Sabıkası var mı, akçeli işlere bulaşır mı?” tarzı. Bir arkadaşımın ataması, komşusu hakkında dedikodu çıkarınca askıda kaldı. Kırgınlıklar bile devreye giriyor.
Bazı pozisyonlarda mülakat var. Öğretmenlik, zabıt katipliği, polislik gibi. Mülakatta bazen adamına göre değişiyor. Kaymakamlıkta mesela, herkes sırasını beklerken içeride “Sana neden bu görevi verelim?” diye soruyorlar. Adamın biri bir fıkra anlatmış, komisyondakiler gülmüş, sonra 90 puan alıp elenmişti. Komik ama gerçek.
Puan barajı ve atama sayısı her yıl karmaşıklaşıyor. 2022’de 100 bin kişi 80’in üstünde aldı ama kadro sayısı 25 bin. İhtiyaç azaldıkça puanlar uçuyor. Özellikle sağlık ve öğretmenlikte ek atamalar, kurum içi geçişler vs. var ama merkezde iş yoksa kimse mutlu olmuyor.
Özel sektörden farklı olarak, burada her şey sistematik gibi görünür ama temel belirleyici: puan, torpil ve sabır. Eğer referansın yoksa, puanın tavan yapmalı ki aradan sıyrılasın. Mülakatsız kadro bulmak piyango gibi. Bir de her yıl değişen mevzuatla uğraşmak ayrı bir mesele. Her an “Şu kanun değişti, şu hak gitti” diye bir haber patlak verebiliyor.
KPSS sonrası, sınavı geçmiş olsan da asıl mücadele başlıyor. Sadece iyi çalışmak değil, iyi takipçi olmak, evrak işine, taşınmaya, belirsizliğe göğüs germek gerekiyor. Açıkçası, sistem yorar ama yerleşince değiyor. 2026’ya geldik, hâlâ aynı çile. Ama devlet kadrosu için başka yol yok.
Tercihler bittikten sonra ÖSYM yerleştirme sonuçlarını açıklıyor. O anı anlatmaya kelime yetmez. 1-2 hafta içinde ilan edilir genelde. Eğer yerleşemediysen yeni kadro ilanını bekleyeceksin, o arada tekrar sınava girenler mi dersin, umudu kesmeyenler mi... Kazananlar için işin bürokrasi kısmı başlıyor.
Kurumlar yerleşen adaylardan evrak istiyor. Mezuniyet belgesi, KPSS sonuç belgesi, adli sicil kaydı, askerlik durumu vs. Yani koca bir dosya. Özellikle taşrada kadro bulduysan, evini barkını toplaman şart. Ben 2024’te Trabzon’daki vergi dairesine atandım, Ankara’dan kalkıp oraya gitmek, ev bulmak, yerleşmek tam bir macera.
Sürecin en yorucu kısmı güvenlik soruşturması. Eskiden birkaç haftada biterdi, şimdi aylar sürebiliyor. Polis, mahallendeki komşulara kadar soruyor. “Sabıkası var mı, akçeli işlere bulaşır mı?” tarzı. Bir arkadaşımın ataması, komşusu hakkında dedikodu çıkarınca askıda kaldı. Kırgınlıklar bile devreye giriyor.
Bazı pozisyonlarda mülakat var. Öğretmenlik, zabıt katipliği, polislik gibi. Mülakatta bazen adamına göre değişiyor. Kaymakamlıkta mesela, herkes sırasını beklerken içeride “Sana neden bu görevi verelim?” diye soruyorlar. Adamın biri bir fıkra anlatmış, komisyondakiler gülmüş, sonra 90 puan alıp elenmişti. Komik ama gerçek.
Puan barajı ve atama sayısı her yıl karmaşıklaşıyor. 2022’de 100 bin kişi 80’in üstünde aldı ama kadro sayısı 25 bin. İhtiyaç azaldıkça puanlar uçuyor. Özellikle sağlık ve öğretmenlikte ek atamalar, kurum içi geçişler vs. var ama merkezde iş yoksa kimse mutlu olmuyor.
Özel sektörden farklı olarak, burada her şey sistematik gibi görünür ama temel belirleyici: puan, torpil ve sabır. Eğer referansın yoksa, puanın tavan yapmalı ki aradan sıyrılasın. Mülakatsız kadro bulmak piyango gibi. Bir de her yıl değişen mevzuatla uğraşmak ayrı bir mesele. Her an “Şu kanun değişti, şu hak gitti” diye bir haber patlak verebiliyor.
KPSS sonrası, sınavı geçmiş olsan da asıl mücadele başlıyor. Sadece iyi çalışmak değil, iyi takipçi olmak, evrak işine, taşınmaya, belirsizliğe göğüs germek gerekiyor. Açıkçası, sistem yorar ama yerleşince değiyor. 2026’ya geldik, hâlâ aynı çile. Ama devlet kadrosu için başka yol yok.
00