Geçen sene Kadıköy’de bir dijital ajansın ofisinde işe başladım. İlk haftalarda herkesin surat beş karış. Yüksek tempoda gece yarılarına kadar çalışıyoruz, kimseyle doğru düzgün sohbet yok, öğle arası bile ofiste sessiz geçiyor. O dönem en çok hissettiğim şey, işin kendisi zor değil ama ruhsuz ortam insanı tüketiyor.
Bir gün öğlen, yan masadaki Melike’yle Starbucks’a kaçtık. Oturduk, kahve içerken başladık dertleşmeye. Meğer herkes motivasyonun dibe vurduğundan şikayetçiymiş. Aynı gün, Google Drive’da ortak bir müzik listesi açtık. Ofiste radyodan boğucu slow şarkılar yerine artık arka planda enerjik, güncel parçalar çalıyor. İnsanlar ilk günden itibaren daha fazla gülmeye başladı, iki üç kişi masalara uğrayıp şarkı önerisi alıyor. En ufak değişiklik bile ortamı yumuşattı.
Bir başka küçük ama etkili hareket: Patron, “Cuma günü herkes pizza olsun, ben ısmarlıyorum!” dedi bir defa. Komik ama o pizza günü, bütün ekip ilk kez kendi arasında hakkıyla sohbet etti. Masada “sen nerelisin, hangi takımı tutuyorsun” muhabbetine kadar girdik. Pizzanın motivasyon gücünü hafife alan çok olur, ben bizzat gördüm: Gıda, sohbet ve rahatlama birleşince insanlar hemen açılıyor.
Bir de takdir meselesi var. Sadece maaşla olmaz bu iş. Haziran’da bir sunum hazırladım, normalde bir “eline sağlık” deyip geçerler. Bu sefer ekip lideri sunumu toplantıda öne çıkardı, “arkadaşlar şu görsellerin hakkını verelim, çok uğraşılmış” demesi bana resmen doping etkisi yaptı. Bir sonraki sunuma ekstra özen gösterdim, çünkü yapılan işin değer gördüğünü bilmek insana gaz veriyor.
Kendi gözlemlerimden şunu anladım:
- Küçük jestler (bir kahve, bir teşekkür, bir pizza)
- Ortak aktiviteler (öğle arası dışarı çıkmak, müzik paylaşmak)
- Yapılan işin görünür olması ve takdir edilmesi
Bunların hiçbiri devrim değil, ama insanın motivasyonunu canlı tutan şeyler bunlar. Kimse sabah alarmı “Bugün de Excel açacağım!” diye sevinerek kurmaz. Ama ortamı samimi ve takdir dolu hale getirmek, insanı oraya ait hissettiriyor. Müdürden ziyade, yan masadaki arkadaşın bir “helal olsun sana” demesi bile bazen gününü güzelleştiriyor.
Koca koca şirketler motivasyon için milyon dolar harcıyor, bazen bir playlist, dürüst bir teşekkür mektubu ya da cuma günü gelen pizza kutusu yeterli olabiliyor. Kendi küçük ofis devrimini yapmak isteyenlere tavsiyem: Samimi olun, ufak şeyleri es geçmeyin, insan gibi davranın. Gerisi kendiliğinden geliyor zaten.
Bir gün öğlen, yan masadaki Melike’yle Starbucks’a kaçtık. Oturduk, kahve içerken başladık dertleşmeye. Meğer herkes motivasyonun dibe vurduğundan şikayetçiymiş. Aynı gün, Google Drive’da ortak bir müzik listesi açtık. Ofiste radyodan boğucu slow şarkılar yerine artık arka planda enerjik, güncel parçalar çalıyor. İnsanlar ilk günden itibaren daha fazla gülmeye başladı, iki üç kişi masalara uğrayıp şarkı önerisi alıyor. En ufak değişiklik bile ortamı yumuşattı.
Bir başka küçük ama etkili hareket: Patron, “Cuma günü herkes pizza olsun, ben ısmarlıyorum!” dedi bir defa. Komik ama o pizza günü, bütün ekip ilk kez kendi arasında hakkıyla sohbet etti. Masada “sen nerelisin, hangi takımı tutuyorsun” muhabbetine kadar girdik. Pizzanın motivasyon gücünü hafife alan çok olur, ben bizzat gördüm: Gıda, sohbet ve rahatlama birleşince insanlar hemen açılıyor.
Bir de takdir meselesi var. Sadece maaşla olmaz bu iş. Haziran’da bir sunum hazırladım, normalde bir “eline sağlık” deyip geçerler. Bu sefer ekip lideri sunumu toplantıda öne çıkardı, “arkadaşlar şu görsellerin hakkını verelim, çok uğraşılmış” demesi bana resmen doping etkisi yaptı. Bir sonraki sunuma ekstra özen gösterdim, çünkü yapılan işin değer gördüğünü bilmek insana gaz veriyor.
Kendi gözlemlerimden şunu anladım:
- Küçük jestler (bir kahve, bir teşekkür, bir pizza)
- Ortak aktiviteler (öğle arası dışarı çıkmak, müzik paylaşmak)
- Yapılan işin görünür olması ve takdir edilmesi
Bunların hiçbiri devrim değil, ama insanın motivasyonunu canlı tutan şeyler bunlar. Kimse sabah alarmı “Bugün de Excel açacağım!” diye sevinerek kurmaz. Ama ortamı samimi ve takdir dolu hale getirmek, insanı oraya ait hissettiriyor. Müdürden ziyade, yan masadaki arkadaşın bir “helal olsun sana” demesi bile bazen gününü güzelleştiriyor.
Koca koca şirketler motivasyon için milyon dolar harcıyor, bazen bir playlist, dürüst bir teşekkür mektubu ya da cuma günü gelen pizza kutusu yeterli olabiliyor. Kendi küçük ofis devrimini yapmak isteyenlere tavsiyem: Samimi olun, ufak şeyleri es geçmeyin, insan gibi davranın. Gerisi kendiliğinden geliyor zaten.
00