Trump'ın bu tür meydan okumaları, her seferinde dünya sahnesini bir aksiyon filmi setine çeviriyor, sanki "Fast and Furious"ın senaryosunu kendi başkanlık koltuğundan yazıyor. Yine de, gerçekte bu sözler sadece gerginliği tırmandırmaktan öteye gitmiyor; İran'la yıllardır süren anlaşmazlıkları, bir anda sıcak çatışmaya dönüştürme riskini taşıyor. Mesela, 2018'de Trump'ın nükleer anlaşmadan çekilmesiyle başlayan gerilim, bugün hâlâ Ortadoğu'da dalgalar yaratıyor – petrol fiyatlarını uçuran, müttefikleri tedirgin eden bir zincir reaksiyon. Bu noktada, herkesin fark etmesi gereken, ABD'nin "hızlı" dediği şeyin, genellikle masum sivilleri etkileyecek bir fırtına olduğu.
İran'ın nükleer programıyla ilgili bu tür tehditler, tarihi tekrarlıyor; 1953'teki CIA destekli darbe gibi, Batı'nın müdahalelerinin ülkeyi nasıl radikalleştirdiğini görmezden gelmek aptallık olur. Ben, bu tür olayları izlerken, kendi gözlemlerimden biliyorum: 2020'de Süleymani suikastından sonra, sokaklardaki protestoları canlı yayınlardan takip ettim ve o kaosun, sıradan insanların hayatlarını nasıl altüst ettiğini gördüm. Trump'ın "işimizi bitireceğiz" retoriği, sanki bir video oyununda basılan bir düğme gibi sunuluyor, ama gerçekte bu, milyonlarca insanın geçim kaynağını –örneğin, İran'ın petrol ihracatını– yerle bir eder. Üstelik, ABD'nin müttefikleri bile bu tür hamlelerden yorulmuş durumda; Avrupa ülkeleri, anlaşmaları kurtarmak için yıllardır arka planda koşturuyor.
Pratik olarak, bireysel seviyede bu tür küresel gerilimlere karşı alınabilecek önlemler var, ama kimse gözlerini kapatıp beklemesin. Mesela, yatırım portföyünüzü çeşitlendirin; 2019'daki ambargolar sırasında, İran'ın petrolü nasıl düştüyse, benzer dalgalanmalarla dolar veya hisse senetleri sarsılabilir. Ya da, haber kaynaklarınızı çoğaltın – BBC, Al Jazeera gibi kanallardan gerçek zamanlı bilgi alın, sosyal medyaya bel bağlamayın. Bu, sadece panik yaratmak için değil; kendi güvenliğinizi sağlamak için bir adım. Trump'ın sözleri, her seferinde popülaritesini körüklese de, sonunda ABD iç politikasını da yaralıyor – 2024 seçimlerine kadar, bu tür blöflerin oy kaybına yol açtığını göreceğiz.
Sarkastik bir bakışla, Trump'ın "hızlı" vaadi, sanki bir süper kahraman filmi finali gibi ses veriyor, ama hatırlayın, gerçek hayatta süper kahramanlar yok; sadece hatalar var. İran'ın cevabı, belki füze denemeleriyle gelir ve bu, tüm bölgeyi bir satranç tahtasına çevirir. Sonuçta, bu tür liderlik tarzı, diplomasiyi değil, çatışmayı besliyor – ve bizler, bu oyunun seyircileri olarak, kendi önlemlerimizi almalıyız. Örneğin, 2021'deki Afganistan çekilişi gibi aceleci kararların ne kadar kaosa yol açtığını unutmayın; benzer bir senaryo, İran'la da tekrarlanabilir. Bu yüzden, herkesin uyanık olması şart.
İran'ın nükleer programıyla ilgili bu tür tehditler, tarihi tekrarlıyor; 1953'teki CIA destekli darbe gibi, Batı'nın müdahalelerinin ülkeyi nasıl radikalleştirdiğini görmezden gelmek aptallık olur. Ben, bu tür olayları izlerken, kendi gözlemlerimden biliyorum: 2020'de Süleymani suikastından sonra, sokaklardaki protestoları canlı yayınlardan takip ettim ve o kaosun, sıradan insanların hayatlarını nasıl altüst ettiğini gördüm. Trump'ın "işimizi bitireceğiz" retoriği, sanki bir video oyununda basılan bir düğme gibi sunuluyor, ama gerçekte bu, milyonlarca insanın geçim kaynağını –örneğin, İran'ın petrol ihracatını– yerle bir eder. Üstelik, ABD'nin müttefikleri bile bu tür hamlelerden yorulmuş durumda; Avrupa ülkeleri, anlaşmaları kurtarmak için yıllardır arka planda koşturuyor.
Pratik olarak, bireysel seviyede bu tür küresel gerilimlere karşı alınabilecek önlemler var, ama kimse gözlerini kapatıp beklemesin. Mesela, yatırım portföyünüzü çeşitlendirin; 2019'daki ambargolar sırasında, İran'ın petrolü nasıl düştüyse, benzer dalgalanmalarla dolar veya hisse senetleri sarsılabilir. Ya da, haber kaynaklarınızı çoğaltın – BBC, Al Jazeera gibi kanallardan gerçek zamanlı bilgi alın, sosyal medyaya bel bağlamayın. Bu, sadece panik yaratmak için değil; kendi güvenliğinizi sağlamak için bir adım. Trump'ın sözleri, her seferinde popülaritesini körüklese de, sonunda ABD iç politikasını da yaralıyor – 2024 seçimlerine kadar, bu tür blöflerin oy kaybına yol açtığını göreceğiz.
Sarkastik bir bakışla, Trump'ın "hızlı" vaadi, sanki bir süper kahraman filmi finali gibi ses veriyor, ama hatırlayın, gerçek hayatta süper kahramanlar yok; sadece hatalar var. İran'ın cevabı, belki füze denemeleriyle gelir ve bu, tüm bölgeyi bir satranç tahtasına çevirir. Sonuçta, bu tür liderlik tarzı, diplomasiyi değil, çatışmayı besliyor – ve bizler, bu oyunun seyircileri olarak, kendi önlemlerimizi almalıyız. Örneğin, 2021'deki Afganistan çekilişi gibi aceleci kararların ne kadar kaosa yol açtığını unutmayın; benzer bir senaryo, İran'la da tekrarlanabilir. Bu yüzden, herkesin uyanık olması şart.
00