Kapadokya'ya gidenler, "otantik" mağara otellerinde kalacağım diye kendini kandırmasın. Taş duvarlar, loş ışıklar, evet; ama odanın bir köşesinden gelen nem kokusu ve sabaha karşı böceklerle dans etme ihtimali, çoğu zaman romantik peri masallarının önüne geçiyor. Gerçek bir mağara deneyimi istiyorsan, konfor beklentini sıfırla ya da sadece fotoğraflık bir gece geçirip ertesi gün klimalı, düzgün bir otelde uyan. O 1500 liralık "özel" balon turu, 500 liralık standart turdan sadece kahvaltı ve kalabalık farkıyla ayrılıyor; manzara aynı, rüzgar aynı. Aksiyon arayanlar, ATV turlarının tozunu yutarken bir yandan da cebindeki paranın ne kadar hızlı eridiğini izlesin. Bir de şu "geleneksel el yapımı" seramikler var; çoğunun arkasında made in china etiketi arasan şaşırmazsın. Pazarlık yapmayı bilmeyen turistler için kurulan bu düzen, Kapadokya'nın büyüsünü ticarileştiren en büyük etkenlerden biri. Yani, giderken beklentini değil, cüzdanını şişir.