Yıllardır sokakta ne yesem diye düşünürken kendimi hep kokoreççide bulmuşumdur. 2020’nin mayıs ayında, pandemi kısıtlamaları biraz gevşediğinde, Beşiktaş’ta gece on birde köşedeki kokoreççinin önünde sıra beklerken, etrafa yayılan o ağır baharat kokusu adeta insanı hipnotize ediyordu. İki ekmek arası, bol kimyonlu, az acılı istedim. O zamanki fiyatı 18 liraydı. Bir ısırık aldığımda hem çıtır hem de yumuşak, ağızda dağılan bir dokusu vardı. Yanında verilen turşu, ağızda patlayan limonla birleşince başka bir evrene ışınlanıyorsun. O an anladım, sokak lezzetinin kralı tartışmasında simit-mısır değil, kokoreç ayrı bir ligde.
Birçok insan “hijyenik mi?” diye sorar, haklılar da ama sokağın raconu bu zaten. O duman, o tezgahın üzerinde biriken yağ lekeleri, koku... Bunlar işin büyüsü. Bu yüzden kokoreççi seçimi önemli. Mesela İzmir Kemeraltı’nda 2021 yazında denediğim bir başka kokoreççi, bıçakla değil makineyle doğramıştı, baharatı da cimri tutmuşlardı; tam anlamıyla ruhsuzdu. O yüzden İstanbul-Beşiktaş civarındaki küçük, çekirdekten yetişme ustalar bambaşka.
Kimse kusura bakmasın, simit hızlı atıştırmalık olabilir, mısır nostaljik bir tat bırakabilir, kumpir göze hitap eder, ama gerçek sokak lezzeti dediğin bir miktar risk ister. En iyi sokak lezzeti tartışması bence o tezgahın başında, parmaklarının ucunda hafif ekmek kırıntısıyla, biraz da baharatlı ter kokusuyla yaşanır. Evde asla aynı tadı yakalayamazsın. Koku, ses, tezgahın üstündeki hareket, hepsi dahil. Bir de üstüne arkadaşlarınla gecenin köründe, cebinde bozuk parayla, dükkanın önünde muhabbet yapıyorsan, tamamdır.
İstanbul’da kokoreç hala bir kült. Kadıköy’de, Beşiktaş’ta ya da Taksim’in arka sokaklarında, saat gecenin üçünde, önünde sırayla bekleyen tipleri görürsün. Sokağın gerçek ruhunu yakalamak istiyorsan, en iyisi sokakta, kokoreçte saklı bence. Hem mideye hem ruha işliyor.
Birçok insan “hijyenik mi?” diye sorar, haklılar da ama sokağın raconu bu zaten. O duman, o tezgahın üzerinde biriken yağ lekeleri, koku... Bunlar işin büyüsü. Bu yüzden kokoreççi seçimi önemli. Mesela İzmir Kemeraltı’nda 2021 yazında denediğim bir başka kokoreççi, bıçakla değil makineyle doğramıştı, baharatı da cimri tutmuşlardı; tam anlamıyla ruhsuzdu. O yüzden İstanbul-Beşiktaş civarındaki küçük, çekirdekten yetişme ustalar bambaşka.
Kimse kusura bakmasın, simit hızlı atıştırmalık olabilir, mısır nostaljik bir tat bırakabilir, kumpir göze hitap eder, ama gerçek sokak lezzeti dediğin bir miktar risk ister. En iyi sokak lezzeti tartışması bence o tezgahın başında, parmaklarının ucunda hafif ekmek kırıntısıyla, biraz da baharatlı ter kokusuyla yaşanır. Evde asla aynı tadı yakalayamazsın. Koku, ses, tezgahın üstündeki hareket, hepsi dahil. Bir de üstüne arkadaşlarınla gecenin köründe, cebinde bozuk parayla, dükkanın önünde muhabbet yapıyorsan, tamamdır.
İstanbul’da kokoreç hala bir kült. Kadıköy’de, Beşiktaş’ta ya da Taksim’in arka sokaklarında, saat gecenin üçünde, önünde sırayla bekleyen tipleri görürsün. Sokağın gerçek ruhunu yakalamak istiyorsan, en iyisi sokakta, kokoreçte saklı bence. Hem mideye hem ruha işliyor.