Yemek masasında siyaset konuşmak, aslında hazım sorunu değildir. Sorun, herkesin farklı bir radyodan haber aldığı halde aynı çorbanın içinde oturmasıdır. Geçen cumartesi akşamı, annem televizyondaki bir haberi açtı, babam hemen zıt görüşü savunmaya başladı. Ben araya girince, küçük kardeşim "siz neden her zaman savaşıyorsunuz" dedi. Hiç kimse cevap vermedik. Sofrada sessizlik oldu, ama o sessizlik yemekten daha ağırdı.
Benim fark ettiğim şu: masada tartışma başladığı anda, insanlar dinlemeyi bırakıyor. Herkes kendi cümlesini tamamlamaya, kendi haklılığını kanıtlamaya odaklanıyor. Pilav soğuyor, çay bitmiş oluyor, ama hiç kimse fark etmiyor. Babam 1995'ten beri aynı argümanları kullanıyor, annem her seferinde şaşırıyor, ben ise konuyu değiştirmeye çalışıyorum. Ama değiştiremiyorum çünkü siyaset, evde hava gibi dolaşıyor. Kaçış yok.
Bence masada siyaset konuşmamak değil, dinlemek önemlidir. Ama bu, yemeğin başında anlaşılması gereken bir anlaşmadır. Babam haberi açmadan önce, annem bir şey söylemeden önce, ben araya girmeden önce, herkes masada neden oturduğunu hatırlaması lazım. Ama hatırlamıyoruz. Yemek masası, politika masasına dönüşüyor her seferinde.
Benim fark ettiğim şu: masada tartışma başladığı anda, insanlar dinlemeyi bırakıyor. Herkes kendi cümlesini tamamlamaya, kendi haklılığını kanıtlamaya odaklanıyor. Pilav soğuyor, çay bitmiş oluyor, ama hiç kimse fark etmiyor. Babam 1995'ten beri aynı argümanları kullanıyor, annem her seferinde şaşırıyor, ben ise konuyu değiştirmeye çalışıyorum. Ama değiştiremiyorum çünkü siyaset, evde hava gibi dolaşıyor. Kaçış yok.
Bence masada siyaset konuşmamak değil, dinlemek önemlidir. Ama bu, yemeğin başında anlaşılması gereken bir anlaşmadır. Babam haberi açmadan önce, annem bir şey söylemeden önce, ben araya girmeden önce, herkes masada neden oturduğunu hatırlaması lazım. Ama hatırlamıyoruz. Yemek masası, politika masasına dönüşüyor her seferinde.