Kapadokya’ya 2019 Kasım’da, gökyüzü gri, yerler buz gibi ıslakken gitmiştim. Otobüs sabahın köründe Ürgüp tarafında indirince, iliklerime kadar üşümüştüm. Göreme’de ucuz bir otelde, duvarda peribacalı duvar resmi vardı, sıva bazı yerlerde dökülmüş. Balonlar o kadar erken havalanıyor ki, ben daha gözümü açamadan pencereden geçen gölgelerini görüp tekrar kafamı yastığa gömmüştüm. Esnaf her köşe başında testi kebabı diye tutturuyor, ben ise yandaki fırından 2 liraya simitle idare edip, vadiler arasında fotoğraf çekmekten ellerim donunca kafeye sığınıyordum. Açıkhava müzesinde, taş duvarların gölgesinde 15 dakika oturup ayakkabımdaki çamuru temizlemiştim, hâlâ o çamur izi silinmedi.