Rosatom, İran’daki nükleer projelerden çekilmiyor; adamlar açık açık “buradayız” dedi. 2026 Mart’ında hâlâ Bushehr Nükleer Santrali’ni bırakmak gibi bir niyetleri yok. Sadece teknik destek için değil, yeni reaktör inşaatında da işin başındalar. Geçen ay İran Enerji Bakanlığı’ndan bir yetkiliyle sohbet ettim, “Ruslar olmasa bu işler dönmez, Almanlar elini eteğini çekti; Çinliler de henüz bizim gibi projelerde tam güven vermiyor” dedi.
Putin yönetimi için İran, sadece nükleer enerji değil; aynı zamanda Ortadoğu’da ciddi bir siyasi koz. Ukrayna’dan sonra Batı ile köprüler atıldı, Rusya artık Batı’dan kovulmuşken eski usul taşeronluk yapıyor. Yani hem enerji, hem silah, hem de diplomasi kartı oynuyor. 2023’te Rosatom, Bushehr’in ikinci ve üçüncü reaktörlerinin temelini atmıştı. İhale bedeli 10 milyar dolar civarı, Rusya için çerez para ama siyasi olarak milyar dolarlık iş.
Bir de işin sahadaki yönü var. İran’da çalışan Rus mühendisler, 2025’te kısa bir süreliğine ülkelerine dönmüştü, “güvenlik” gerekçesiyle. O dönem bölgede ufak çaplı bir İsrail-İran gerginliği yaşandı, Ruslar üç hafta sonra geri döndü. Bu bile büyük olay olmuştu. Çünkü proje aksasa, İran elektrik krizine girer. Ülkenin güneyinde yazın 45 dereceyi gören sıcaklık var, elektrik kesintisiyle yaşam hayal bile edilemez.
Biraz da şu nükleer işinin teknik boyutu: Bushehr reaktörü, Rus VVER-1000 tipi. Yani “her yerde bulamazsın” tarzı bir teknoloji. İran kendi başına bu reaktörü işletemez, yedek parça, yazılım, kontrol sistemi tamamen Rusya’nın elinde. Teoride “kendi başlarına hallederler” diyenler var ama o iş öyle kolay değil. Türkiye’deki Akkuyu’nun hali ortada; orada da Rusya’dan bağımsız hareket edilemiyor.
Uluslararası yaptırımlar masada. Ama Rosatom, “enerji barış için, bize karışamazsınız” argümanıyla rahat rahat çalışıyor. Avrupa’dan ses çıkmıyor çünkü kimse İran’ın Çin’in kucağına tamamen gitmesini istemiyor. Zaten adamlar SWIFT dışında para transferi yapabilmek için kendi sistemlerini kurdu, rubleyle ödeme de başladı.
Pratik olarak, bu işten ekmek yiyen Türk firmalar da var. Alt taşeron olarak çalışan, İran’a malzeme gönderen çok şirket duydum. 2024’te İstanbul’da bir ticaret fuarında, “Rosatom’a kablo sevkiyatı yaptık, paramızı aldık” diyen adamları gördüm. Yani zincir sadece Rusya ve İran’la sınırlı değil, Türkiye’ye de dolaylı katkısı var.
Kısacası, Rusya’nın İran’daki nükleer projelerden çıkması hayal. Hele şu ortamda kimse kendi ayağına sıkmaz. Enerji güvenliği, siyasi pazarlık, teknoloji transferi… Hepsinin düğümü Rosatom’un elinde. İran’a diplomasi dersi vermek isteyenlere tavsiyem: önce Bushehr’de bir gün geçirin, sonra konuşun. Sahadaki gerçekler, dışarıdan göründüğü gibi değil.
Putin yönetimi için İran, sadece nükleer enerji değil; aynı zamanda Ortadoğu’da ciddi bir siyasi koz. Ukrayna’dan sonra Batı ile köprüler atıldı, Rusya artık Batı’dan kovulmuşken eski usul taşeronluk yapıyor. Yani hem enerji, hem silah, hem de diplomasi kartı oynuyor. 2023’te Rosatom, Bushehr’in ikinci ve üçüncü reaktörlerinin temelini atmıştı. İhale bedeli 10 milyar dolar civarı, Rusya için çerez para ama siyasi olarak milyar dolarlık iş.
Bir de işin sahadaki yönü var. İran’da çalışan Rus mühendisler, 2025’te kısa bir süreliğine ülkelerine dönmüştü, “güvenlik” gerekçesiyle. O dönem bölgede ufak çaplı bir İsrail-İran gerginliği yaşandı, Ruslar üç hafta sonra geri döndü. Bu bile büyük olay olmuştu. Çünkü proje aksasa, İran elektrik krizine girer. Ülkenin güneyinde yazın 45 dereceyi gören sıcaklık var, elektrik kesintisiyle yaşam hayal bile edilemez.
Biraz da şu nükleer işinin teknik boyutu: Bushehr reaktörü, Rus VVER-1000 tipi. Yani “her yerde bulamazsın” tarzı bir teknoloji. İran kendi başına bu reaktörü işletemez, yedek parça, yazılım, kontrol sistemi tamamen Rusya’nın elinde. Teoride “kendi başlarına hallederler” diyenler var ama o iş öyle kolay değil. Türkiye’deki Akkuyu’nun hali ortada; orada da Rusya’dan bağımsız hareket edilemiyor.
Uluslararası yaptırımlar masada. Ama Rosatom, “enerji barış için, bize karışamazsınız” argümanıyla rahat rahat çalışıyor. Avrupa’dan ses çıkmıyor çünkü kimse İran’ın Çin’in kucağına tamamen gitmesini istemiyor. Zaten adamlar SWIFT dışında para transferi yapabilmek için kendi sistemlerini kurdu, rubleyle ödeme de başladı.
Pratik olarak, bu işten ekmek yiyen Türk firmalar da var. Alt taşeron olarak çalışan, İran’a malzeme gönderen çok şirket duydum. 2024’te İstanbul’da bir ticaret fuarında, “Rosatom’a kablo sevkiyatı yaptık, paramızı aldık” diyen adamları gördüm. Yani zincir sadece Rusya ve İran’la sınırlı değil, Türkiye’ye de dolaylı katkısı var.
Kısacası, Rusya’nın İran’daki nükleer projelerden çıkması hayal. Hele şu ortamda kimse kendi ayağına sıkmaz. Enerji güvenliği, siyasi pazarlık, teknoloji transferi… Hepsinin düğümü Rosatom’un elinde. İran’a diplomasi dersi vermek isteyenlere tavsiyem: önce Bushehr’de bir gün geçirin, sonra konuşun. Sahadaki gerçekler, dışarıdan göründüğü gibi değil.
00