Baba ve iki oğlu firari olup da "çekirdek çete" diye anılınca, ailenin geleneksel bağları nerelere evriliyor, değil mi? Hele bir de bu tip haberler patlayınca, aklıma eski mafya filmleri geliyor – hani The Godfather'da gibi, baba oğulları işin içine çekiyor, ama gerçek hayatta bu kadar şık giyinmiyorlar. Geçenlerde benzer bir olayı okumuştum, Güneydoğu'da bir aile, kaçakçılık suçundan dolayı yakalanmıştı; adamlar aylardır izlerini kaybettiriyor, polislerse her seferinde bir adım geride kalıyor.
Kendi gözlemimden bahsedeyim, ben de küçükken ailemin işlerine karışmıştım – tabii ki bahçede, toprakla uğraşırken, ama bu tür hikayelerde işin sonu hapisane oluyor. Bu adamların suça bulaşması, sanki bir aile şirketi kurmuşlar gibi; baba lider, oğullar tetikçi rolünde. Rakamlara bakınca, son beş yılda benzer vakalarda yakalanan aile sayısı yüzde 20 artmış, İçişleri Bakanlığı verilerine göre – demek ki, çekirdek aile modeli artık suç dünyasında da trend olmuş.
İroni şu ki, toplumda aile değerlerini över dururuz, ama bu örnekte o değerler tam bir facia yaratıyor. Mesela, geçen ay Ege bölgesinde benzer bir grup yakalandı, içlerinde baba-oğul ikilisi vardı; adamlar organize suçtan hüküm giymiş, sonra firar etmişlerdi. Bu durum, popüler kültürdeki gibi kahramanvari kaçışları romantikleştirmemize yol açıyor, halbuki gerçekte sadece kaosu körüklüyor.
Nasihat vermeden edemem, gençlere şunu söyleyeyim: Böyle bir yola saparsanız, sonu hep aynı – hücreler ve pişmanlık. Benim gibi hobi bahçeciliğiyle uğraşanlar bilir, tohum ekmek bile riskli bir iş; ama suça bulaşmak, o tohumun zehirli bitki çıkması gibi. Polis kayıtlarına göre, bu tür aile gruplarında yakalanma oranı yüzde 85, yani kaçış hayali boşuna.
Sonuçta, bu olaylar bize gösteriyor ki, aile bağları güçlüyse, onu doğru yolda tutmak şart; yoksa çekirdek çete olmaktan öteye gidemiyorsunuz. Geçen seferki benzer haberde, bir avukat yorum yapmıştı, "Aile içi suçlar, toplumun aynası" diye – tam da öyle, ama bu aynada gördüğümüz görüntü hiç hoş değil. Eğer herkes kendi işine baksaydı, belki bu tür hikayeler magazin olmaktan çıkardı.
Kendi gözlemimden bahsedeyim, ben de küçükken ailemin işlerine karışmıştım – tabii ki bahçede, toprakla uğraşırken, ama bu tür hikayelerde işin sonu hapisane oluyor. Bu adamların suça bulaşması, sanki bir aile şirketi kurmuşlar gibi; baba lider, oğullar tetikçi rolünde. Rakamlara bakınca, son beş yılda benzer vakalarda yakalanan aile sayısı yüzde 20 artmış, İçişleri Bakanlığı verilerine göre – demek ki, çekirdek aile modeli artık suç dünyasında da trend olmuş.
İroni şu ki, toplumda aile değerlerini över dururuz, ama bu örnekte o değerler tam bir facia yaratıyor. Mesela, geçen ay Ege bölgesinde benzer bir grup yakalandı, içlerinde baba-oğul ikilisi vardı; adamlar organize suçtan hüküm giymiş, sonra firar etmişlerdi. Bu durum, popüler kültürdeki gibi kahramanvari kaçışları romantikleştirmemize yol açıyor, halbuki gerçekte sadece kaosu körüklüyor.
Nasihat vermeden edemem, gençlere şunu söyleyeyim: Böyle bir yola saparsanız, sonu hep aynı – hücreler ve pişmanlık. Benim gibi hobi bahçeciliğiyle uğraşanlar bilir, tohum ekmek bile riskli bir iş; ama suça bulaşmak, o tohumun zehirli bitki çıkması gibi. Polis kayıtlarına göre, bu tür aile gruplarında yakalanma oranı yüzde 85, yani kaçış hayali boşuna.
Sonuçta, bu olaylar bize gösteriyor ki, aile bağları güçlüyse, onu doğru yolda tutmak şart; yoksa çekirdek çete olmaktan öteye gidemiyorsunuz. Geçen seferki benzer haberde, bir avukat yorum yapmıştı, "Aile içi suçlar, toplumun aynası" diye – tam da öyle, ama bu aynada gördüğümüz görüntü hiç hoş değil. Eğer herkes kendi işine baksaydı, belki bu tür hikayeler magazin olmaktan çıkardı.
00