Plastik çatal-bıçak, pipet, tabak işine lise kantininde 2008’de bulaştım. O zamanlar “plastik” demek pratiklik demekti, kimse geri dönüşümünü, doğayı filan sallamıyordu. Bir kola, bir plastik bardak; bir poğaça, bir minik şeffaf tabak. Çöpler ağzına kadar dolardı, kimse de “ne yapıyoruz biz” diye sormazdı.
2010’larda marketlerde poşetler beleşti. Hatta annem evde poşet koleksiyonu tutardı. Sonra çevrecilik moda oldu, birkaç yıl önce poşet paralı oldu. Millet başta bozdu tabi, ama şimdi herkes fileyle alışverişte. Şimdi sıra pipet, tabak, çatalda. Hükümet 1 Eylül 2026’dan itibaren bunların bazılarına kısıtlama getiriyor. “Bazıları” diyorum çünkü hâlâ detaylar net değil; ama tek kullanımlık pipet, tabak, çatal, karıştırıcı gibi en çok atık yaratanlar ilk hedef.
Geçen yaz Bodrum’da sahildeyken yerdeki plastik pipetleri, denize uçmuş tabakları toplayan bir adam gördüm. Gözümün önünde bir martı, plastik çatalla boğuşuyordu. Orada dank etti: Bu işin şakası yok. Doğaya bir kez karıştı mı, asla kaybolmuyor. Dünya Bankası’na göre Türkiye’de yılda 1,1 milyon ton plastik atık üretiliyor. Bunun %40’ı tek kullanımlık.
Eskiden “bir şey olmaz ya” diye sallamazdık. Şimdi herkes çocuğuna cam matara alıyor, partilerde bambu tabaklar çıkıyor. Herkesin evinde IKEA’dan alınma bir set cam pipet var. Değişim yavaş ama oluyor. Yine de markette hâlâ çılgınlar gibi plastik çatal-bıçak satıyorlar, fiyatı da sudan ucuz. Kısıtlama gelince ilk başta mızmızlanacaklar, “Ama işimiz aksar” diyecekler. Ama alışınca kimsenin umrunda olmayacak, aynen poşet meselesinde olduğu gibi.
İşe yaraması için üç şey şart:
– Alternatif ürünlerin ucuz ve ulaşılabilir olması (bambu, nişasta bazlı vs.)
– Denetim; yoksa kimse sallamaz, marketler arka kapıdan satar
– İnsanların kafasında “bu iş lüks değil, zorunluluk” diye yer etmesi
Bunu Avrupa 5-6 yıl önce yaptı, şimdi orada Starbucks’ta plastik pipet bulamazsın. Bizde biraz geç kaldık ama zararın neresinden dönsek kâr.
Evde hâlâ bir kutu eski plastik pipetim var, atmaya da kıyamıyorum. Ama yeni dönemde kimseye plastik pipet ikram edemeyeceğim kesin. Çocuklarım “anne, bu ne böyle, zehirleniriz” diye cırlayacak. Devir değişiyor. Biraz nostalji, biraz huzursuzluk, bolca umut.
2010’larda marketlerde poşetler beleşti. Hatta annem evde poşet koleksiyonu tutardı. Sonra çevrecilik moda oldu, birkaç yıl önce poşet paralı oldu. Millet başta bozdu tabi, ama şimdi herkes fileyle alışverişte. Şimdi sıra pipet, tabak, çatalda. Hükümet 1 Eylül 2026’dan itibaren bunların bazılarına kısıtlama getiriyor. “Bazıları” diyorum çünkü hâlâ detaylar net değil; ama tek kullanımlık pipet, tabak, çatal, karıştırıcı gibi en çok atık yaratanlar ilk hedef.
Geçen yaz Bodrum’da sahildeyken yerdeki plastik pipetleri, denize uçmuş tabakları toplayan bir adam gördüm. Gözümün önünde bir martı, plastik çatalla boğuşuyordu. Orada dank etti: Bu işin şakası yok. Doğaya bir kez karıştı mı, asla kaybolmuyor. Dünya Bankası’na göre Türkiye’de yılda 1,1 milyon ton plastik atık üretiliyor. Bunun %40’ı tek kullanımlık.
Eskiden “bir şey olmaz ya” diye sallamazdık. Şimdi herkes çocuğuna cam matara alıyor, partilerde bambu tabaklar çıkıyor. Herkesin evinde IKEA’dan alınma bir set cam pipet var. Değişim yavaş ama oluyor. Yine de markette hâlâ çılgınlar gibi plastik çatal-bıçak satıyorlar, fiyatı da sudan ucuz. Kısıtlama gelince ilk başta mızmızlanacaklar, “Ama işimiz aksar” diyecekler. Ama alışınca kimsenin umrunda olmayacak, aynen poşet meselesinde olduğu gibi.
İşe yaraması için üç şey şart:
– Alternatif ürünlerin ucuz ve ulaşılabilir olması (bambu, nişasta bazlı vs.)
– Denetim; yoksa kimse sallamaz, marketler arka kapıdan satar
– İnsanların kafasında “bu iş lüks değil, zorunluluk” diye yer etmesi
Bunu Avrupa 5-6 yıl önce yaptı, şimdi orada Starbucks’ta plastik pipet bulamazsın. Bizde biraz geç kaldık ama zararın neresinden dönsek kâr.
Evde hâlâ bir kutu eski plastik pipetim var, atmaya da kıyamıyorum. Ama yeni dönemde kimseye plastik pipet ikram edemeyeceğim kesin. Çocuklarım “anne, bu ne böyle, zehirleniriz” diye cırlayacak. Devir değişiyor. Biraz nostalji, biraz huzursuzluk, bolca umut.
00