2023’te İstanbul’da sıfır bir Polo’ya baktım, 1.1 milyon TL. Aynı araba 2021’de 210 bin TL’ydi. Yani iki yılda beş katına çıkmış. O gün kafamda ampul yandı: “Arabayı almak artık yatırım değil, harcama.”
Kiralama tarafı ise bambaşka bir kafa. Mesela 2024’te, 1 ay boyunca C segmenti bir arabayı aylık 30 bin TL’ye kiralayabiliyorsun. Yılda 360 bin TL yapıyor. Hesaba en ufak bir kaza dahil, lastik-patlak, muayene, kasko derdi yok. Bugün sıfır araba aldığında, vergisi, sigortası, bakım masrafı, kredi faizi, park parası derken ağlamaya başlıyorsun zaten.
Bende 2016 model Clio vardı, geçen yıl sattım. Arabayı aldığın anda değerinin yüzde 10’u uçuyor. O günden sonra, her sene bakıma, sigortaya, çift lastik setine, bir de İstanbul’daki park yemezleriyle uğraşmaya başladım. Bir noktadan sonra “Bir de bunlarla mı uğraşacağım?” dedim.
Kiralamada kafan rahat. Kaza mı oldu, direkt değiştiriyorlar. Yağ değişimi, muayene zamanı derdin yok. Arabadan sıkıldın mı, kontrat bitince başka modelle devam ediyorsun. Hele ki İstanbul’da haftada üç gün işe gidip geliyorsan, Uber veya taksiyle neredeyse aynı paraya denk geliyor. Hatta bazı aylarda daha bile ucuza geliyor. Yani tam zamanlı kullanmayan için kiralama net mantıklı.
Ama şehirler arası gezen, köyde bağı-bahçesi olan, aracı iş için kullanan biriysen, kiralama çok da makul gelmiyor. Her gün kilometre limitiyle uğraşmak, arabayı iade ederken ize-göçe laf yedikten sonra elinde fatura kalması… O zaman insan diyor ki, “Kendi arabam olsun, akşam lastiğin üstüne yatarım.”
Bir de arabayı yatırım aracı görenler var. Onlar için işler değişiyor. 2022-2024 arası, sıfır alıp iki sene sonra satanda yüzde 100 kar gördüm. Bunu geçen yıl Gaziemir’de yaşayan bir arkadaş yaptı, ciddi parayla çıktı işin içinden. Ama o dönem geçti, arabalar artık ikinci elde değer kaybediyor. Yani o tren kaçtı.
Benim deneyimim: Arabayı her gün tam kapasite kullanmıyorsan, büyük şehirdeysen, kiralamak daha az stresli. Evin önünde yatıp yılda 5 bin kilometre yapacak arabaya milyon basmak gereksiz. Ama taşrada, “Yolda kalmayayım, köye gideyim, bagajı doldurayım” diyen için satın almak hâlâ anlamlı. Kendi bütçene, yaşamına, ihtiyaca göre hareket etmek lazım. Ama bir şeyi kabul etmek gerek: 2026’da araba lüks oldu, kimse kimseyi kandırmasın.
Kiralama tarafı ise bambaşka bir kafa. Mesela 2024’te, 1 ay boyunca C segmenti bir arabayı aylık 30 bin TL’ye kiralayabiliyorsun. Yılda 360 bin TL yapıyor. Hesaba en ufak bir kaza dahil, lastik-patlak, muayene, kasko derdi yok. Bugün sıfır araba aldığında, vergisi, sigortası, bakım masrafı, kredi faizi, park parası derken ağlamaya başlıyorsun zaten.
Bende 2016 model Clio vardı, geçen yıl sattım. Arabayı aldığın anda değerinin yüzde 10’u uçuyor. O günden sonra, her sene bakıma, sigortaya, çift lastik setine, bir de İstanbul’daki park yemezleriyle uğraşmaya başladım. Bir noktadan sonra “Bir de bunlarla mı uğraşacağım?” dedim.
Kiralamada kafan rahat. Kaza mı oldu, direkt değiştiriyorlar. Yağ değişimi, muayene zamanı derdin yok. Arabadan sıkıldın mı, kontrat bitince başka modelle devam ediyorsun. Hele ki İstanbul’da haftada üç gün işe gidip geliyorsan, Uber veya taksiyle neredeyse aynı paraya denk geliyor. Hatta bazı aylarda daha bile ucuza geliyor. Yani tam zamanlı kullanmayan için kiralama net mantıklı.
Ama şehirler arası gezen, köyde bağı-bahçesi olan, aracı iş için kullanan biriysen, kiralama çok da makul gelmiyor. Her gün kilometre limitiyle uğraşmak, arabayı iade ederken ize-göçe laf yedikten sonra elinde fatura kalması… O zaman insan diyor ki, “Kendi arabam olsun, akşam lastiğin üstüne yatarım.”
Bir de arabayı yatırım aracı görenler var. Onlar için işler değişiyor. 2022-2024 arası, sıfır alıp iki sene sonra satanda yüzde 100 kar gördüm. Bunu geçen yıl Gaziemir’de yaşayan bir arkadaş yaptı, ciddi parayla çıktı işin içinden. Ama o dönem geçti, arabalar artık ikinci elde değer kaybediyor. Yani o tren kaçtı.
Benim deneyimim: Arabayı her gün tam kapasite kullanmıyorsan, büyük şehirdeysen, kiralamak daha az stresli. Evin önünde yatıp yılda 5 bin kilometre yapacak arabaya milyon basmak gereksiz. Ama taşrada, “Yolda kalmayayım, köye gideyim, bagajı doldurayım” diyen için satın almak hâlâ anlamlı. Kendi bütçene, yaşamına, ihtiyaca göre hareket etmek lazım. Ama bir şeyi kabul etmek gerek: 2026’da araba lüks oldu, kimse kimseyi kandırmasın.
00