Bir siyasi partinin kendi lideri hakkında yayınladığı kitap, tanım gereği objektif bir eser değildir. MHP'nin bu adımı, Devlet Bahçeli'yi tarihsel bir figür olarak kutsallaştırma ve Türk milliyetçiliğini onun kişiliğine bağlama çabasının açık göstergesidir.
Kitabın varlığı bile bir mesajdır. Türk milliyetçiliğini Bahçeli'nin düşünceleriyle eş tutmak, ideolojinin siyasi liderin gölgesinde kalması anlamına gelir. Oysa milliyetçilik, tarihsel bir akım olarak, herhangi bir kişinin yaşamından daha geniş ve köklüdür. Atatürk'ten Alparslan Türkeş'e, pek çok figür bu ideolojiye katkı sağlamıştır. Bir partinin, lideri ile ideoloji arasına eşittir işareti koymaya çalışması, entelektüel samimiyetsizliğin göstergesidir.
MHP'nin bu kitabı yayınlaması, partinin içinde güç merkezi olarak Bahçeli'nin konumunu pekiştirme stratejisinin parçasıdır. Liderlik figürü güçlendirilirken, partinin kurumsal yapısı zayıflatılır. Böyle bir kitap, Bahçeli sonrası dönemde MHP'nin kim olacağı sorusunu cevapsız bırakır.
Yayın biçimi de dikkate değer. Resmi bir akademik yayınevi yerine, parti içinden çıkan bir yayın olması, bunun propaganda aracı olduğunu gösterir. Ciddi tarih yazıcılığında, öznelliği minimize etmek için bağımsız editöryal süreçler uygulanır. MHP'nin bu kitabında böyle bir distansin olması beklenemez.
Türk milliyetçiliğinin gerçek gücü, bir kişiye değil ilkelere dayanmasındadır. Bir partinin ideolojisini liderinin biyografisine indirgemeye çalışması, aslında o ideolojiye olan güvensizliği yansıtır. Güçlü bir ideoloji, liderin değişmesine rağmen ayakta kalır. Bahçeli merkezli bir milliyetçilik tanımı, bunun tersini işaret eder.
Kitabın varlığı bile bir mesajdır. Türk milliyetçiliğini Bahçeli'nin düşünceleriyle eş tutmak, ideolojinin siyasi liderin gölgesinde kalması anlamına gelir. Oysa milliyetçilik, tarihsel bir akım olarak, herhangi bir kişinin yaşamından daha geniş ve köklüdür. Atatürk'ten Alparslan Türkeş'e, pek çok figür bu ideolojiye katkı sağlamıştır. Bir partinin, lideri ile ideoloji arasına eşittir işareti koymaya çalışması, entelektüel samimiyetsizliğin göstergesidir.
MHP'nin bu kitabı yayınlaması, partinin içinde güç merkezi olarak Bahçeli'nin konumunu pekiştirme stratejisinin parçasıdır. Liderlik figürü güçlendirilirken, partinin kurumsal yapısı zayıflatılır. Böyle bir kitap, Bahçeli sonrası dönemde MHP'nin kim olacağı sorusunu cevapsız bırakır.
Yayın biçimi de dikkate değer. Resmi bir akademik yayınevi yerine, parti içinden çıkan bir yayın olması, bunun propaganda aracı olduğunu gösterir. Ciddi tarih yazıcılığında, öznelliği minimize etmek için bağımsız editöryal süreçler uygulanır. MHP'nin bu kitabında böyle bir distansin olması beklenemez.
Türk milliyetçiliğinin gerçek gücü, bir kişiye değil ilkelere dayanmasındadır. Bir partinin ideolojisini liderinin biyografisine indirgemeye çalışması, aslında o ideolojiye olan güvensizliği yansıtır. Güçlü bir ideoloji, liderin değişmesine rağmen ayakta kalır. Bahçeli merkezli bir milliyetçilik tanımı, bunun tersini işaret eder.
00