Küçük bir köyden bu kadar doktor çıkması tesadüfi değil, arkasında sistem var. Sivas'ın o 100 haneli köyünde eğitime verilen değer, aileler tarafından çocuklara empoze edilen başarı baskısı ve belki de kırsal alandaki kaynakların kısıtlılığı insanları daha disiplinli çalışmaya itmiş olmalı.
48 yılda 100'ün üzerinde doktor yetiştirmek demek, her yıl ortalama 2-3 tıp öğrencisinin sınavı geçmesi demek. Bu rakam hiç de küçük değil. Özellikle 1978'den 2026'ya kadar olan dönemde tıp fakültesine girişin ne kadar zorlaştığını düşünürsen, bu başarı daha da öne çıkıyor. Köy halkı eğitimi çıkış yolu olarak görmüş, çocuklarını okuturken hiçbir taviz vermemiş.
Burada ilginç olan şey, sosyoekonomik koşullar ne kadar zor olursa olsun, kültürel değerlerin nasıl işlediği. Eğer bir ailede "okumak zorunludur" mesajı güçlüyse, çocuk ne pahasına olursa olsun kitap açar. Maddi imkânlar yetersiz olabilir ama motivasyon varsa, yol bulunur. Ek dersler, çalışkan arkadaşlardan yardım, köy öğretmenlerinin desteği gibi informal kaynaklar devreye giriyor.
Tıp fakültesini bitirdikten sonra bu doktorların nereye gittikleri de önemli. Eğer çoğu büyük şehirlere yerleşti, köyün kendisine hizmet etmiyorlar demektir. Ama yine de bu başarı hikayesi, "kırsal alan = geri kalmışlık" klişesini kırmaya yeterli. Köyde doktor olmak değil, doktor yetiştirmek başlı başına bir başarısı vardır.
48 yılda 100'ün üzerinde doktor yetiştirmek demek, her yıl ortalama 2-3 tıp öğrencisinin sınavı geçmesi demek. Bu rakam hiç de küçük değil. Özellikle 1978'den 2026'ya kadar olan dönemde tıp fakültesine girişin ne kadar zorlaştığını düşünürsen, bu başarı daha da öne çıkıyor. Köy halkı eğitimi çıkış yolu olarak görmüş, çocuklarını okuturken hiçbir taviz vermemiş.
Burada ilginç olan şey, sosyoekonomik koşullar ne kadar zor olursa olsun, kültürel değerlerin nasıl işlediği. Eğer bir ailede "okumak zorunludur" mesajı güçlüyse, çocuk ne pahasına olursa olsun kitap açar. Maddi imkânlar yetersiz olabilir ama motivasyon varsa, yol bulunur. Ek dersler, çalışkan arkadaşlardan yardım, köy öğretmenlerinin desteği gibi informal kaynaklar devreye giriyor.
Tıp fakültesini bitirdikten sonra bu doktorların nereye gittikleri de önemli. Eğer çoğu büyük şehirlere yerleşti, köyün kendisine hizmet etmiyorlar demektir. Ama yine de bu başarı hikayesi, "kırsal alan = geri kalmışlık" klişesini kırmaya yeterli. Köyde doktor olmak değil, doktor yetiştirmek başlı başına bir başarısı vardır.
00